Logo
Bu sayfayı yazdır

Vrapciste (Aydin Bedir)

Sayın Aydın Bedir'e, Raptiştah ile ilgili yaptığı bu muhteşem çalışma nedeniyle, bir Raptiştah'lı olarak çok teşekür ediyorum. Makedonya'da Türklerin en yoğun yaşadığı Raptiştah ile ilgili istediğiniz her bilgiyi bu eserde bulabilirsiniz

 

ÖNSÖZ

20. yüzyılda iletişimde hızlı gelişmeler kaydedilmiştir. Bu zaman diliminde yoğun bilgi akışı ve paylaşımının yanında bilgileye kolay erişim imkânı da vardır. Yer yer insanlar bu bilgilerin yeterli olabileceğini düşünmektedirler. Bu yanılgıyı izole etmenin, tartışmalı bilgilerin araştırılması açısından coğrafi metotlar ışığındaki alan etütleri ayrı bir önem, ayrıcalık arz etmektedir.
Yoğun bilgi kirliliği olan bir ortamda yaşadığımız mekânı tanımak araştırmak bir coğrafyacı olarak insana mutluluk vermektedir. Balkan topraklarında değişik milletler birlikte yaşamaktadır. Bu sahalar Türklerin 1353’te Gelibolu’yu almalarıyla Anadolu Türk nüfusunun kullanımına açılmıştır. Osmanlı Devleti 1451’li yıllardan sonra gerçek anlamda bu sahalara egemen olmuş, 1912’de bu toprakları kaybetmiştir. Ancak Anadolu’dan buraya nakledilen nüfus azalarak da olsa varlığını korumuştur.
Prof. Dr. Nurten GÜNAL’ın katkıları ve danışman Yrd. Doç. Dr. Hamza AKENGİN’in rehberliğinde, Balkanlarda tez konusu olarak tarihi yerleşim birimi olan Raptiştah Kasabası tespit edilmiştir.
Balkanlarda özellikle kırsal alanda geniş sahalarda dağılmış şekilde Türk nüfusu yaşamaktadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün babası Ali RIZA BEY Üsküp’e yakın Kocacık Köyü’nde ikamet etmiştir. Balkan kökenli birçok insan tarihimizde önemli rol üstlenmişlerdir. Türk nüfusu geçmişten günümüze bölgeye her bakımdan olumlu katkıda bulunmuştur. Makedonya Devleti’ne kültürel, ekonomik alanlarda geçmişte olduğu gibi günümüzde de katkı sağlamaktadır. Bize yakın sayılabilecek bu toprakların coğrafi metotlarla araştırılması Türkiye ve Makedonya’nın ortak menfaatleri gereğidir. Türkiye, Makedonya’yı ilk tanıyan devletlerden biri olması nedeniyle büyük kredi elde etmiştir.
Bu sahalarda Anadolu Türkmen Yörüklerinin kültürlerine tanık olmak, Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’e ait anılar duymak insanı heyecanlandırmakta, onurlandırmaktadır.
Araştırma konusu olan Raptiştah Kasabası Polog Ovası’nın verimli toprakları üzerinde kurulmuştur. Çalışma sahasında kasabanın içimi güzel, bol kaynak suları, Şar Dağları, kasaba halkının gösterdiği Türk misafirperverliği, Türkiye’ye çok yakından tanıyor olmaları, Türkiye’ye duydukları güven, Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’e sevgileri, kasabanın geçmişi, kültürleri, Makedonya ile Türkiye’deki mimari yapıların benzerliği, insan-mekân ilişkisine ait örnekler başta olmak üzere birçok dikkat çekici özellik gözlenmiştir.
Literatür taramalarında Balkanlar ve Makedonya üzerine yapılmış çok sayıda sosyoloji ile tarih konulu çalışmalar olmasına karşın coğrafi çalışmaların oldukça az olduğu görülmüştür. Böyle bir ortamda Balkanlarda bir Türk yerleşim biriminin yüksek lisans tez konusu olarak araştırılması düşüncesi beni heyecanlandırmıştır. Bu alan çalışması Balkanlarda bir Türk kasabası düzeyinde coğrafi alanda ilk saha araştırması özelliği taşımaktadır. Bundan sonraki çalışmalara örnek teşkil etmesi bakımından önemli olacağını düşünüyorum.
Alan çalışması sırasında yöre halkının yardımsever tutumları görülmüştür. Ancak çalışma sahası ile ilgili veri toplamakta güçlüklerle karşılaşılmıştır. Araştırma sürecinde zamanla yarışıyor olmak sıkıntı yaşanmasına neden olmuştur. Bununla birlikte her an yeni bilgilere ulaşılması, araştırmanın derinleşmesiyle ortaya çıkan bütünlük, bazı boşlukların tespit edilmesi insana güç vermektedir.
Kasabanın günümüzde kullanılan resmi adı “Vrapçişte” olup farklı kaynaklarda Rapçişte, Vrançişte, Raptişta adları da kullanılmıştır. Ancak, yazılı metin oluşturulurken özellikle kasabanın Balkanlarda ve Türkiye’de bilinen tarihi adı Raptiştah tercih edilmiştir. Ayrıca Polog Ovası ise Yukarı Vardar Ovası ya da Vardarbaşı olarak da adlandırılmaktadır.


Başta araştırmaya emeği geçen, katkıda bulunan her bireye teşekkürü borç bilirim. Kasaba ile ilgili veriler konusunda her türlü desteği sağlayan Belediye Başkanı Esat SALLAİ’ye teşekkür ederim. Nüfus verilerini tercüme eden, çocuklarımıza İstanbul Türkçesini öğretmek istiyoruz diyen bir Türk beyefendisi Yerel Birlikler Danışmanı ve Resmi Gazete Sorumlusu Muttalip İSLAMİ’ ye, Öğretmen, Sanatçı, Maket Ustası İzzet KARABATAK’a, ve oğlu ressam Hakan KARABATAK’a, İslam ERDOĞAN’a, Öğretmen Şükrü ÇAVUŞ’a ve Türk konukseverliğini gösteren tüm kasaba halkına teşekkür ederim. Kasabadan ülkemize göç etmiş olan Ali Efendinin oğlu Kimyager Affan EFENDİLER’e, Dr. Keramettin ŞAR’a kasaba ile ilgili verdikleri bilgiler için teşekkür ederim. Öğretmen Bülent KORKMAZ, Öğretmen Hüseyin HENDER, İngilizce öğretmeni Serdar SERBEST, Erdal ALTUN’a yardımlarından dolayı teşekkür ederim. Faruk YAŞAR, Asiye ÇETİN, Kenan ÇETİN, Mehmet SILGAN’a ve ismini sayamayacağım birçok şahsa ve öğrencilerime teşekkürü borç bilirim.
Balkanlarda çalışma konusunda bana destek veren Prof. Dr. Nurten GÜNAL’a, çalışma esnasında özveri ve titizlikle danışmanlık yapan Yrd. Doç Dr. Hamza AKENGİN’e, ayrıca teşekkür ederim.
Tez konusu belirleme sürecinde Türk dünyası ile ilgili birçok dernek ziyaret edilmiştir. Bu dernekler içinde Rumeli Türkleri Derneğinin Kütüphanesi modern çağdaş bir yapıya sahip olduğu gözlenmiştir. Bu kütüphaneyi oluşturanlara, kaynakları bilgisayar ortamına aktaran Yıldırım AĞANOĞLU’na ve emeği geçenlere teşekkür ederim.
Balkanlarda Türk nüfusun yaşadığı bir yerleşim biriminin incelenmesi konulu ve sahasında ilk olan bu çalınmanın yararlı olmasını temenni ediyorum. Bu çalışmayı tüm Balkanlı Türkler adına Makedonya’nın başkenti Üsküp’ün yukarı Jupa Belediye’si sınırları içinde ikamet etmiş olan Kocacık Türklerinden Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün babası Ali RIZA BEY ve tarihi Makedonya’nın Selanik ilinden Zübeyde HANIM ’a ithaf ediyorum.



GİRİŞ

Makedonya kuzey yarım kürede Balkan Yarımadası’nda 40°51’ ve 42°22' kuzey enlemleri ile 20°27' ve 23°05' doğu boylamları arasında yer almaktadır. Kuzeyinde Sırbistan, doğusunda Bulgaristan, güneyinde Yunanistan ve batısında Arnavutluk ile komşudur (Şekil 1.1). Bağımsızlığa kavuşmadan önce eski Yugoslavya Federe Devleti’nin en güneyini teşkil etmekteydi. Günümüzün genç Makedonya’sı 26.000 km² alan sahip küçük alanlı mikrotop bir devlettir[1]. Balkan ülkeleri Osmanlı Devleti’nin dağılmasıyla etnik yapı esasına göre kurulmuş küçük alanlı mikrotop ve orta büyüklükteki mezotop ülkelerden[2] oluşmaktadır.
Tarihi bir ülkenin adı olan Makedonya, Kuzey Makedonya (bugünkü bağımsız Makedonya Cumhuriyeti), Güney Makedonya (Yunanistan Makedonyası) ve Pirin Makedonyası’ndan (Bulgaristan Makedonyası) oluşan 68.000 km²’lik bir alanı kapsamaktaydı. Yunan Makedonya’sı yani Güney Makedonya 34.203 km²’lik alana sahipti. Burada yaşayan 400 bin kadar Türk nüfusu 1923’te Yunanistan ile yapılan nüfus mübadelesi sonucu Türkiye’ye göç etmiştir. Günümüzde tamamen Bulgarların yaşadığı Bulgaristan Makedonyası ise 8 bin km²’lik alana sahiptir[3]. Yunanistan, Makedonya Devleti’ni tanımamakta “Makedonya” adının değiştirilmesini talep etmektedir. Tarihi Makedonya’nın önemli bölümüne sahip Yunanistan bu yeni devletin kendisinden toprak isteyebileceği endişesiyle “Makedonya” adının uluslararası alanda kullanılmamasını talep etmektedir. Bu durum iki komşu ülke ilişkilerinde sürekli bir gerginlik ortamı meydana getirmektedir.
Makedonya, kapladığı alan bakımından küçük bir ülke olmasına karşın Balkanlarda yolların kesiştiği bir alanda bulunmaktadır. Bu kavşak noktası konumu ülkeye stratejik önem sağlamaktadır. Bu nedenle Makedonya geçmişten günümüze kavimlerin uğrak yeri, mücadele sahası olmuştur. Osmanlı Devleti’nden önce Peçenek, Avar, Hun gibi eski Türk kavimleri Balkan topraklarına gelmişler ve buradaki birçok yere Türkçe isim vermişlerdir. Balkan adı Türkçe bir kelime olup sarp, aşılmaz dağ anlamı taşımaktadır[4] .
Osmanlı Devleti Yörük Türkmen aşiretlerinin bir kısmını bu sahalarda iskân etmiştir. Günümüz Makedonya’sının farklı sahalarına ve tüm Balkanlara yerleştirilen söz konusu
nüfus varlığını devam ettirmektedir. Eski Türk kavimleri ve Osmanlı Devleti zamanından kalma yer adları hala güncelliğini korumaktadır[5]. İşte araştırma sahasının bütününü oluşturan iki birim Yukarı Vardar Ovası (Polog Ovası) ve Şardağı Türkçe iki ad bu durumun kanıtıdır (Şekil 1.1.). Ayrıca Şardağı ile Şarköy, Üsküp ile İskilip, Kalkandelen ile Kalkandere gibi birbirine benzeyen örneklerleri çoğaltmak mümkündür[6]. Balkanlarda kullanılan Türkçe yer adlarının tespiti çalışmaları devam etmektedir. Bu çalışmaların artması gerekmektedir.
Balkanlar üzerine araştırma yapan Mariya Todorova’nın da ifade ettiği gibi: “Balkanlarda Osmanlı mimarisi aramaya çalışmak oldukça abestir; çünkü Balkanların kendisi Osmanlı mirasıdır”. Bu tarihi tespiti doğrular nitelikte Balkanlarda geçmişte sıkça kullanılan Türkçe eser ve yer adlarına bugün de rastlanmaktadır[7]. Buna karşın günümüzde Balkan ülkelerinde yayılan milliyetçilik duygularının etkisiyle Türkçe yer adları değiştirilmektedir. Raptiştah tarihi adının “Vrapçişte”, Manastır’ın-Bitola, Köprülü’nün-Veles olarak değiştirilmesi bunun açık delileridir. Ayrıca Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün Jüstinyen adıyla değiştirilmeye çalışılmaktadır [8] (Fotoğraf 1.1).
Örneklerini çoğaltabileceğimiz cadde, sokak, dağ, ırmak, mevki, yerleşim yeri adlarının değiştirilmesi, bu yanlış uygulamalara bilimsel çevrelerce dayanak aranması kaygı verici bir durum yaratmaktadır. Bugün hem kendi toplumuna hem de Türk nüfusuna zarar veren bu sözde milliyetçi uygulamalara Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün fikirleri, başlı başına bir model, çözüm teşkil edecektir.
Balkanlarda uzun süre hakim olan Türk kültürü günümüzde de gözlenmektedir. Raptiştah Kasabası, Makedonya’da Türk kültürünün bugünde varlığını koruduğu yerleşim merkezlerinden biridir (Fotoğraf 2.5, 2.7, 2.8, 2.20, 2.39).
1951 yılında Polog Ovası’ndaki yerleşim birimlerini araştıran Yovan Trifunovski’nin kaydettiği gibi suları bol olan Raptiştah hala bu özelliğini korumaktadır[9]. Bu yerleşim birimi geçmişteki parlak dönemlerdeki canlılığını kaybetmiş durumdadır. Raptiştah’ın yakın gelecekte şu an birleşik durumda olduğu Hıristiyan Makedon Galata Köyü ve güneybatısındaki Zubovtsa Arnavut Köyü (Fotoğraf 1.5) ile birleşeceği ve Kuzeydeki Toplitsa Arnavut Köyü yönüne doğru yol boyu gelişimini tamamlamasıyla küçük bir kent olacağı beklenmektedir. Bu tarihi kasabanın kurulduğu saha, ulaşım kolaylığı, bol suları ve tabii çekicilikleriyle bu sonucu kaçınılmaz kılmaktadır (Şekil 1.1, Fotoğraf 1.3, 1.4, 1.6)

Fotoğraf 1. 1. Üsküp’te bulunan Hıristiyan Makedonlarla İslam inancını taşıyan Arnavut ve Türkleri buluşturan Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nden bir görünüm.
Bu çalışmada gerek literatür taraması, gerekse saha verileri ihtiyaca göre Raptiştah düzeyinde ve de kasabanın bulunduğu Polog Ovası düzeyinde yapılmıştır. İhtiyaç duyulan yerlerde Makedonya ülke geneli ölçü alınmış, kimi zaman Balkanlarla ilgili veriler dikkate alınarak analizlere gidilmiştir. Konunun durumuna göre kasaba verileri ile Türkiye verileri kıyaslanmış, birtakım değerlendirmelerde bulunulmuştur. Konu başlıklarında kimi zaman tarihi bilgilerden yaralanılmış, kimi zamanda Balkanlarda istikrasızlığa neden olan etnik milliyetçilik gibi temel sorunlara değinilmiştir. Çözüm önerilerinde ise bu topraklarda doğmuş, çocukluğunu yaşamış, Gazi Mustafa Kemal Atatürk modeli üzerinde çalışılmış



BÖLÜM

DOĞAL ÇEVRE ÖZELLİKLERİ
1.1. Jeomorfolojik Özellikleri


Raptiştah Kasabası, Makedonya’nın batısında Polog Ovası’nın güneybatı tarafında Şardağı eteğinde yer almaktadır (Şekil 2.). Kasabada tarımsal üretim yapılan araziler ise Polog Ovası’nın devamıdır. Denizden yükseltisi 580 m.[10]. olan Raptiştah Kasabası varlığını Şar Dağları’ndan doğan kaynak suları ile Polog Ovası’nın verimli, düzlük arazisine borçludur (Fotoğraf 1.3, 1.4, 1.6). Bu eski yerleşim biriminde Türklerin yaşadıkları alan (Şekil 1.3) güneyden Gostivar ve Debreşe yerleşim birimlerinden gelen yolun Kasabaya ulaştığı noktadan başlamaktadır. Kuzeyde Raptiştah Deresi (Fotoğraf 1.12) doğuda ise Eski Pazaryolu’na kadar olan sahaya yerleşim birimi yayılmıştır.
Fotoğraf 1. 2. Kasabanın batısında yükselen Şardağından bir görünüm.
Şardağı (Fotoğraf 1.2) adını verdiği kuzeybatı-güneydoğu yönünde uzanan sıradağların yaklaşık olarak ortasında bulunmaktadır (Şekil 1.1, 1.3 ). Aynı zamanda kuzey yönünde Raptiştah Deresi’ni takip eden Toplitsa Arnavut Köyü yolunun (Fotoğraf 2.23) üzerinde Türk nüfusa ait bazı dükkân, ev ve atölyeler yer almaktadır. Kasabanın bulunduğu ovalık alan ise; Na pralok, Cajalok, Trebeica, Vakıf, Rupiste gibi mevkilerinden oluşmaktadır. Bu ova arazisi doğuda eski tren yolu hattına kadar devam eder (Şekil 1.3). Raptiştah Kasabası’nın Drenovtsa, Papradişte, Larinovtsa, Kavaklı, Ograde, Bağlar, Rupa, Çayırlık, Papas Çayir, Tupanovtsa, Şiklovtsa, Karaagaç, Yastrebitsa, Kuri Çayirlik, Korilar, Meretsko adları verilen tarlaları vardır.
Şekil 1. 1. Makedonya fiziki haritası (kaynak: http:www.msn.enkarta.com).
Makedonya’nın batısında kademeli olarak yükselen Şar Dağları güneybatı-kuzeydoğu yönünde Makedonya ile Kosova, Arnavutluk arasında doğal bir sınır teşkil etmektedir. Şar Dağları üzeri düzleşmiş plato görünümdedir. Yani Raptiştah Ovası ve Şardağı araştırma sahasının iki önemli yüzey şeklini oluşturmaktadır. Bu sıra dağların parçası olan Şardağı ise kasabanın batısında uzanmaktadır (Fotoğraf 1.2). Bu dağın yükseklerindeki düzlüklerde ise yaylalık diğer adıyla otluk adı verilen saha bulunmaktadır (Fotoğraf 2.37). Raptiştah yerleşim birimine en yakın zirve bu sıradağlara üzerinde bulunan 2258 m. yükseltiye sahip ‘‘Koçubaba’’ zirvesidir. Bu durum bugün, Makedonya resmi haritalarında da geçtiği üzere bu sahalara Türklerin
yerleştiğinin ve burada nüfuslanıp zirvelere ad verdiklerinin kanıtıdır[11]

ARAŞTIRMA SAHASININ LOKOSYAON HARİTASI
Ölçek:
1/3.000.000
24.Hırvatistan
25.Slovenya
26.Avusturya
27.Slovakya
28.İsviçre
29.Belçika
30.Hollanda
31.Danimarka
32.Estonya
33.İrlanda
34.Türkiye
35.Kosova
36.Rusya
37.Lüksemburg

Ölçek: 1/45.000.000

1.Makedonya
2.Arnavutluk
3.Sırbistan
4.Bulgaristan
5.Yunanistan
6.Romanya
7.Karadağ
8.Bosna-Hersek
9.İtalya
10.Fransa
11.İspanya
12.Almanya
13.Polonya
14.İngiltere
15.Portekiz
16.Çek Cum.
17.İsveç
18.Norveç
19.Litvanya
20.Macaristan
21.Beyaz Rusya
22.Letonya
23.Finlandiya


Ülke Sınırı
Ölçek: 1/1.500.000


Şeki 1. 2. Araştırma sahasının lokasyon haritası.

Raptiştah gibi Polog Ovası kenarına Şar Dağları eteklerine dizilmiş Dobridol, Negotino, Graden, Pirok, Bogovinje, Kemanjane, Reçitsa, Golema ve oradan Kalkandelen’e kadar ulaşan irili ufaklı yerleşim birimleri (Fotoğraf 1.4 ve Şekil 1.1, 1.3) kurulmuştur. İşte bu yerleşim yerleri Şar Dağları’nın irtifa kaybettiği Kuzeybatıda Makedonya sınırına kadar devam etmektedir[12].
Fotoğraf 1. 3. Raptiştah Ovası ve Şardağı’ndan bir görünüm.
Kasabanın batısında yükselen güneybatı-kuzeydoğu yönünde uzanan Şar Dağları 80 km. uzunluk ve 10-15 km. genişliktedir. Alp orojenezi sırasında yükselmiştir. Haritalarında Şar Planina olarak geçen (Şekil 1.1) bu yüksek sıradağların yapısında en çok paleozoik tabakalar vardır.
Şar Dağları tersiyerde oluşmuş, 4. jeolojik devirde buzullar tarafından şekillendirilmiştir. Makedonya’nın tektonik haritasında (Şekil 1.4) da görüldüğü gibi bu küçük alanlı ülkede Batı Makedonya Zonu (WMZ), Pelagonian Zonu (PM), Vardar Zonu (VZ), Sırp-Makedonya Masifi (SMM) adlarıyla tanımlanan karmaşık parçalı, yer yer metamorfizmaya uğramış sahalar vardır. Batı Makedonya zonunda bulunan Şar Dağları’nın yapısında dolomit, kireçtaşı ve billurlu kayaçlar bulunmaktadır[13].
Fotoğraf 1. 4. Yukarı Polog Ovası’ndan bir görünüm.
Fotoğraf 1. 5 . Eski Bağlar ve Zubvtsa Arnavut köyünden bir görünüm.


RAPTİŞTAH VE ÇEVRESİNİN TOPOGRAFYA HARİTASI

Şekil 1. 3. Raptiştah ve çevresinin topoğrafya haritası.
Ölçek: 1/125.000
Yerleşim Alanı
Fotoğraf 1. 6. Kasabanın genel görünümü.



Şekil 1. 4. Makedonya’nın tektonik haritası ( Kaynak:http://www:geologicaarpathica.sk ).
Bu sıradağlar üzerinde 28 sirk gölü ve yüz kadar su kaynağı bulunmaktadır. Yıllık toplam yağış miktarı metre kareye 1030 mm. civarındadır. Yağışlar, daha çok kar yağışı şeklinde olur. Şar Dağları’nın yüksek zirvelerinden geçen su bölüm çizgisi kuzeyde ve batıda Kosova ile bu ülkenin sınır çizdiği gibi Raptiştah Belediyesi’nin de idari sınırını çizmektedir. Polog Ovası yani Yukarı Vardar Ovası ise doğuda Suva, Gora ve Jeden Dağları güneyde ise Bistra ve Çeloitsa Dağları ile çevrilmiştir (Şekil 1.3)
Polog Ovası, önceleri tabanında bulunan gölün kuruması ve tektonik hareketlerin etkisiyle oluşmuştur. Ova tabanı tersiyer ve kuaterner yaştadır. Makedonya’nın en büyük ırmağı olan “Vardar” kaynağını Polog Ovası’nın güneybatısından almaktadır. Vardar Nehri’nin 68 km.’lik kısmı Polog Ovası’nda akmaktadır ( Fotoğraf 1.8). Polog Ovası, deniz seviyesinden 360-430 m. yükseklikte kısmı Aşağı Polog; deniz seviyesinden 430-580 m. yükseklikteki kısmı Yukarı Polog şeklinde iki bölüme ayrılmaktadır.
Fotoğraf 1. 7. Şar Dağları’nın kireçtaşlı sahalardan bir görünüm.
Genç oluşumlu Polog Ovası’nda yer yer depremler görülmektedir. 1960 yılında 6 büyüklüğündeki deprem Gostivar kent merkezinde can ve mal kaybına neden olmuştur. Bu depreminin, Raptiştah Kasabası’na herhangi bir etkisi görülmemiştir. Bu tarihten sonra yapılan inşaatlarda depreme uygunluk göz önünde bulundurulmaktadır. Kasabanın yakın çevresinde bilinen diri fay hattı yoktur. Kasaba yakınlarında termal kaynak olmadığı gibi Raptiştah ve çevresinde mineral maden bulunamamıştır. Daha önceki dönemde kasabanın batısında Şardağı eteğinde maden aramak için tünel açılmış ancak herhangi bir madene ulaşılmamıştır.

Polog Ovası 280.000 nüfus barındırmaktadır[14]. Aşağı Polog Ovası’nda yani kuzey tarafta en önemli yerleşim merkezi Tetova (Kalkandelen), güney kesimde Yukarı Polog Ovası’nda ise Gostivar’dır. İşte Raptiştah Kasabası Gostivar’ın güneybatısında 5.5 km. uzaklıkta Yukarın Polog Ovası’nda yer almaktadır (Fotoğraf 1.4).
Fotoğraf 1. 8. Raptiştah kasabasının 3 km batısından akan Vardar Nehri'nden bir görünüm.



1.2. İklim Özellikleri


Yüz ölçümü bakımından küçük olan Makedonya’nın coğrafi konumu (Şekil 1.2), Türkiye’de olduğu gibi yüzey şekillerinin kısa mesafede değişmesi, kuzeyden gelen ılıman karasal, güneyden gelen Akdeniz hava kütleleri ve yüksek dağlık kütlelerin etkisi ile farklı lokal iklim bölgeleri oluşmuştur. Yıllık sıcaklık ve yağış rejimi verilerine bakıldığında yazların sıcak kurak kışların soğuk olduğu gözlemlenir[15].
Ortalama sıcaklık değerlerine bakıldığında yaz sıcaklılığı yıllık ortalamasının +24.3 °C ile +20.6 °C arasında olduğu gözlemlenir. Ölçülen en yüksek yaz sıcaklığı +40 °C ile +44.5 °C’dir. Ortalama kış sıcaklığı +4.9 °C ile +0.9 °C arasında değişmektedir. Ölçülen en düşük mutlak sıcaklık değeri –13 ile –29.3 °C arasında değişmektedir[16].
Yağış miktarı, yağış çeşitleri, yağışın mevsimlere dağılışı ve bunların alansal dağılışı oldukça farklılık göstermektedir. 250 mm. ile 1000 mm. kadar olan toplam yıllık yağış miktarı en çok kış ve ilkbahar mevsimlerinde düşmektedir. Ülkenin çoğu yerinde sonbahar, ilkbahardan daha sıcak geçmektedir (Şekil 1.5).
Uzun süren klimatolojik gözlem ve ölçümler sonucunda Makedonya’da bazı homojen iklim bölgeleri ile alt iklim bölgeleri ortaya çıkmıştır. Makedonya genelinde bozulmuş Akdeniz, ılıman karasal ve dağ iklimleri görülmektedir.
Şekil 1. 5. Üsküp Meteoroloji İstasyonunda aylara göre maksimum ve minimum sıcaklık değerlerinin dağılışı (Kaynak: http://www.lonelyplanet.com).
Raptiştah Kasabası Makedonya’nın batısında Polog Ovası’nda Şar Dağları eteklerinde yer almaktadır (Fotoğraf 1.3, şekil 1.3). Bu yerleşim biriminin denizden yüksekliği 580 m.’dir. Kasabaya en yakın meteoroloji istasyonu kuzeydoğu istikametinde 5 km uzaklıkta 885 m. rakıma sahip Pojarane istasyonudur. Beş personelin görev aldığı istasyon ölçümlerinde en düşük sıcaklık değeri 1981 yılında – 21 °C kaydedilmiştir. En yüksek sıcaklık değeri ise +39 °C’dir. Son yıllarda ölçülen sıcaklık değerlerinin artış olduğu dikkat çekmektedir[17]. Temin edilen en yakın sıcaklık, yağış değerleri Üsküp istasyonuna aittir (Şekil1. 5, 1. 6).
Kasaba ve yakın çevresinde karasal iklim şartları hâkimdir. Bununla birlikte kasabanın batısında yükselen Şardağı yükseklerine doğru iklim şartları değişmektedir. 600 m.’ye kadar olan sahalarda ölçülen ortalama sıcaklık değeri +12 °C ile +14 °C olup temmuz ayında en yüksek sıcaklık +22 °C ile +24 °C, ocak ayında en düşük sıcaklık 0°C ile –2 °C’dir. Yıllık toplam yağış miktarı orta kesimlerde 460-500 mm. diğer yerlerde 500 ila 600 mm. arasında değişiklik göstermektedir
Şekil 1. 6. Başkent Üsküp Meteoroloji İstasyonuna ait yıllık ortalama yağış grafiği (Kaynak http://www.lonelyplanet.com).
600-900 m. arası yüksekliklerde yıllık ortalama sıcaklık değeri +10 °C ile +11 °C arasında değişmektedir. Yıllık toplam yağış miktarı 530 mm. ile 900 mm. arasındadır. Makedonya’da en yüksek yağışı 600-900 mm. ile batıdaki dağlık alanlar yağış alırken, ülkenin doğusunda yağış miktarı bariz şekilde azalmaktadır. Bu iklim bölgesinde 70-110 yaz günü yaşanırken 10-35 gün tropik hava şartları hâkim olmaktadır[18].
900-1100 m. arası yüksekliklerdeki dağların alt kesimlerinde sıcaklık değerleri düşmektedir. Bu yüksekliklerdeki sahalar, 800 mm. ortalama yağış almaktadır. En soğuk ay ocak ayı ortalama sıcaklık değeri +0.5 °C iken temmuzda +19 °C civarı yıllık ortalama sıcaklığı ise +9 °C civarındadır. Makedonya’nın batısında yıllık yağış azamisi, Valandovo-Gevgeli bölgesinde olduğu gibi kasım ayına isabet etmektedir. Kuzeydoğu kesimde en çok yağış karasal yağış rejiminin karakteristiği olarak mayıs ayında düşmektedir.
1100-1300 m. yüksekliğe sahip bölgede ortalama sıcaklık değerleri bir önceki bölgeden biraz düşük olarak +8 °C olarak ölçülmüştür. Ortalama yıllık yağış toplamı 900 mm. olup Makedonya cumhuriyetinin batı bölgesinde en yağışlı dönem kasım iken kuzeydoğuda, karasal rejimin karakteristiği olan mayıs ayıdır. Bu bölgede iklim ve toprak şartlarına bağlı olarak daha geniş kayın bölgesinin parçası olan orman altı kayın ağaçları bulunmaktadır.
1300-1650 m. yüksekliklerde, yıllık ortalama sıcaklık değeri +6 °C, yıllık toplam yağış miktarı 1050 mm. civarındadır. Bu alanlar Makedonya’nın en yağışlı iklim bölgesi olup, en çok yağış alan yerler dağlık bölgelerin rüzgâra maruz kalan yamaçları olduğu görülmüştür.
Şardağı yükseklerinde Yayla Mevki’inde 1650-2250 m. yüksekliklerde kaydedilen ortalama sıcaklık değeri +5°C civarındadır. Yağış miktarı yükseklikle birlikte azalmaktadır. Yağışın çeşidi yüksekliğe bağlı olarak değişir, yüksekliğin artmasıyla yağış da artar. Yıllık ortalama yağış değeri yaklaşık 1200 mm. olarak ölçülmüştür. Bu iklim bölgesinde; Alp kayını, ladin, molika, çam ağacı, cüce çam ve ot toplulukları nevinden iğne yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlar daha yaygındır.
2250 m.’den yüksek sahalarda Alp Dağ iklimi görülür. Ortalama sıcaklık değeri 0 °C altındadır. Bu alanlarda en sıcak ay ortalama sıcaklık değeri 10 °C’nin altında yıllık toplam yağış tutarı 867 mm.’dır. Solunska Glava’da sıcaklık +8 °C en çok yağış mayıs ayında 65 mm. olarak gerçekleşir. Ölçülmüş en düşük sıcaklık –29.7 °C olup toplam 225 donlu gün görülmektedir[19].
Sarp yer şekillerinin bulunduğu bölgelerde bir yandan soğuma diğer yandan hava akımlarının etkisi ile vadi ve çanak terslemeleri doğmaktadır. Dağlık yerlerde ve yükseklerde soğuyan hava ağırlaşarak gece yarısından sonra vadileri ve çanakları doldurmaktadır. Böyle yerlerde sis oluşur, çukur yerlerdeki bitkileri don vurmasına karşın yüksektekiler dondan kurtulmaktadır[20]. Alp Dağları’nda bulunan meyve bahçelerinin daha çok yamaçlarda olduğu gibi Polog Ovası’nın batısında duvar gibi yükselen Şar Dağları’nın yükseklerinde yerleşim birimleri, bahçeler dikkat çekmektedir.




1.3. Hidrografya Özellikleri


Yörenin arazi yapısı yer altı ve yer üstü sularının oluşması için gerekli şartları taşımaktadır. Şardağı yükseklerinde birçok soğuk su kaynağı ve karstik kaynak yer almaktadır. Kasaba ve çevresi yer altı suyu bakımından zengin sayılmaktadır.
Yovan Trifunovski 1951 yılında kasabayı tasvirinde suları bol olduğunu belirtmiştir[21]. Kasaba ve çevresindeki düzlük sahaların genç alüvyal dolgulu alanları yer altı suyu birikimi açısından uygun şartları taşımaktadır. 1971 yılına kadar kasabada “bunar”[22] denilen birçok kuyu bulunmaktaydı. Bu kuyulardan içme ve kullanma suyu temin edilmekteydi. Kasabının şebeke suyuna kavuşmasıyla bu kuyular kullanılmamaya başlanmıştır. Bugün, bu kuyuların birkaç tanesinden su kesintileri sırasında faydalanılmaktadır.
Kasaba çevresindeki akarsular ve soğuksu kaynakları yerüstü sularını oluşturmaktadır. Kasabanın yakın çevresinde termal kaynağa rastlanmamıştır.

Fotoğraf 1. 9. Kasaba içinden geçen su kanallarından bir görünüm.
Şar Dağları yamaçlarında ve yükseklerinde birçok soğuk su kaynağı vardır. Şardağı’nın suları Kasaba içindeki kanallardan (Fotoğraf 1.9) geçerek Raptiştah Deresi’ne katılmaktadır (Fotoğraf 1.12). Kasabanın kuzey çıkışındaki “Topoşnisa” kaynak suyu vardır.
Makedonya’yı ikiye ayıran Vardar Nehri (Fotoğraf 1.8), ülkenin en uzun akarsuyu olup kaynağını Şar Dağları’ndan almaktadır. Toplam uzunluğu 420 km. olan nehrin 300 km.’lik kısmı Makedonya sınırları içinde akmaktadır. Makedonya’dan sonra Yunanistan topraklarına geçmekte, Selanik yakınlarında Ege Denizi’ne dökülmektedir. Bu nehrin 68 km. kısmı Polog Ovası’nda yer alır (Fotoğraf 1.8). Aynı zamanda Raptiştah Kasabası’nın 3 km. doğusundan geçmektedir[23].
Fotoğraf 1. 10. Şar Dağları üzerindeki Kalayın kaynağından bir görünüm.
Fotoğraf 1. 11. Raptiştah Deresi üzerinde bulunan Şelaleden bir görünüm.

Kasabanın kuzeyinden akarak Galata Köyü ile bu yerleşim birimini ikiye ayıran Raptiştah Deresi (Fotoğraf 1.12, 2.25) kaynağını kasabanın kuzeybatı yönünde Şardağı’nın yüksek kesiminden almaktadır. Kasaba halkı dere kaynağına Kalain ya da Kalayın adını vermektedir (Fotoğraf 1.10). Bu kesimde Dere 2 m.’lik bir şelale meydana getirmiştir (Fotoğraf 1.11.). Kasabayı geçtikten sonra 3 km. kadar doğuya doğru aktıktan sonra Vardar Nehri’ne katılmaktadır. Raptiştah Deresi ve Vardar Nehri’nin ilkbahar ve sonbahar yağışlarıyla debileri artış görülmektedir. Yaz kuraklığı ile birlikte akarsu seviyesi düşmektedir.
Fotoğraf 1. 12. Raptiştah Deresi’nin bulunduğu vadiden bir görünüm.




1. 4. Toprak Özellikleri

Toprak; insan, hayvan ve bitkilerin beslenmesinde temel rol oynayan en önemli doğal kaynaklardandır[24]. Bu nedenle insanlar dünya üzerinde var olmalarıyla birlikte toprağı işlemişler, başta tarımsal faaliyet olmak üzere, çok çeşitli amaçlarla toprağı kullanmışlardır.
Araştırma sahasındaki toprak özeliklerinin incelenmesinde, arazideki gözlem ile belediye fen işleri raporlarından yararlanılmıştır. Makedonya küçük sayılabilecek bir ülke olmasına karşın çok çeşitli toprak tiplerine rastlanmaktadır[25]. Yarı kurak, subtropik bölgelerin gri killi toprakları olan yüzeyleri kabuk şeklinde iyi gelişmiş granüller strüktür özelliği taşıyan vertisoller kasaba ve yakın çevresinde tütün tarımının yapıldığı sahalarda bulunur, yüksek tarımsal potansiyele sahip bu topraklar sulama ile verimli hale gelirler[26].
Raptiştah Deresi ve Vardar Nehri boylarında alüvyal topraklar vardır. Horizonları olmayan bu topraklar oldukça verimlidir.
Şardağı eteklerinde kolüvyal topraklar görülmektedir. Kasabanın hemen batısında yükselen Şar Dağları etekleri boyunca organik madde bakımından zengin olan bu topraklarda eskiden bağcılık yapılmaktaydı. Yine bu sahalarda bulunan yeraltı suları ‘‘bunar’’adı verilen kuyularla yukarı çıkarılmaktaydı.
Kasabanın batısındaki Şardağı kayın bölgesi altında kahverengi orman toprakları ile podsollere rastlanmaktadır. Kahverengi orman toprakları orman örtüsü altında geliştiği için organik madde bakımından zengindir. Eğimli dağlık alanlarda oluşan bu toprağın her zaman B horizonu yani alt toprak katmanı bulunamamaktadır, dolayısıyla toprak A, C horizonludur.
Şar Dağları’nın yumuşak, kireçtaşlı satıhlarında rendzinalar gelişme göstermektedir[27] (Fotoğraf 1.7). Koyu renkli bu topraklarda alt kısımlarında kireç birikimi söz konusudur.
Şardağı’nın yükseklerinde gür çayır örtüsü (Fotoğraf 1.16) altında çernezyom yani kara topraklara rastlanmaktadır. Organik atıkların yavaş yavaş parçalanmasından dolayı üst toprak organik madde yönünden zenginleşerek koyu renk almaktadır. Üst topraktan yıkanan karbonatlar, B horizonunun alt ve C horizonunun üst kısmında birikmiştir. Besin maddesi bakımından zengin olan bu topraklarda eskiden beri koyun yetiştiriciliği yapılmaktadır[28].



1.5. Doğal Bitki Örtüsü Özellikleri

Bitki örtüsü; iklim şartları, yeryüzü şekilleri, toprak, ana kaya ve biyotik faktörlerin etkisiyle oluşur [29]. Kasabanın, 1994 yılı itibariyle 32 hektar orman ve 85 hektar otlak sahası tespit edilmiştir[30].
Fotoğraf 1. 13. Kasaba ağaçları ve Şardağı ormanlık sahasından bir görünüm.
Kasabanın batısında yer alan Şar Dağları’nda yükseklikle birlikte değişen klimatik şartlar ve Polog Ovası düzlüğü bitki çeşitliği için gerekli ortamları oluşturmaktadır (Fotoğraf 1.3).
Kasaba çevresinde çam, yabani fındık, kayın, kavak, söğüt, meşe, akasya, köknar, dişbudak, ceviz, kestane gibi çeşitli ağaç türleri yetişmektedir (Fotoğraf 1.15). Bu türler arasında en önemlisi ve geniş yer kaplayan ağaç türü kayındır.
Fotoğraf 1. 14. Kasabanın batısında bulunan çamlık sahadan bir görünüm.

Fotoğraf 1. 15. Kasaba ağaçları ve Şardağı ormanlık sahasından bir görünüm.
Raptiştah’ın batısında bulunan Şar Dağları’nda batı istikametinde ilerlendiğinde 1953-1954 yıllarında devletin verdiği hazır fidelerin öğrenci ve öğretmenler tarafından dikilmesiyle oluşturulan çamlık sahayla karşılaşılır (Fotoğraf 1.14). Daha sonra fındıklık ve karışık ağaç türleri görülmektedir. Bu sahalardan sonra ise geniş yer kaplayan sık kayın ormanları vardır. Şardağı’nın daha yükseklerinde kasaba halkının “yayla mevki” dediği alanda “Alpin çayırlar” gözlenmektedir (Fotoğraf 1.16).
Meşeler Kasabanın güneybatı tarafında dar bir alanda yayılış göstermektedir. Bu yerleşim biriminden Şardağı’na çıkan toprak yolda, ev inşaatları temellerinde ortaya çıkan meşelerin köklerinin oldukça uzun kütükleri iri ve yaşlıdır.
Fotoğraf 1. 16 Şardağı üzerinde bulunan Alpin çayır örtüsünden bir görünüm.
Kuzey yarım kürede nemli ılıman iklim sahalarının saf ya da karışık ormanları oluşturan kayın Şar Dağları’nda oldukça yaygındır. Kırmızı kahverengi olan suya dayanıklı odunları, gemi inşaatında, mobilya, parke, fıçı yapımında, yağlı meyveleri de hayvanların yemlenmesinde kullanılmaktadır[31]. Kestane ağacı yörede 400-1200 m. rakımlarında yetişip, 35 m. yüksekliğe 2 m. genişliğe kadar ulaşabilmektedir. Mobilya endüstrisinde kullanılan ceviz ağacı, Şar Dağları’nın 1200-1400 m. yüksekliklerinde görülmekte 30 m. kadar boylanabilmektedir.
Raptiştah Ovası’nda erik, kayısı, armut gibi çok çeşitli meyve ağaçları yetişmektedir. Raptiştah Deresi’nin çevresinde ise saz, kamış gibi suyu seven bitkiler görülmektedir.
Kasabanın ormanı ticari olarak işlenmemektedir. Ancak Şar Dağları’nda bulunan geniş alanda yayılış gösteren kayın ağacı bu yerleşim birimi ve Polog Ovası’nın farklı yerlerinde işlenmektedir (Fotoğraf 2.51).
Kasaba Türklerinin ormanların korunmasında oldukça duyarlı oldukları görülmüştür. Fakat Şar Dağları ormanları başta yangın olmak üzere, tarla açma, yerleşim yeri kurma gibi etkenler sonucunda bilinçsizce yok edilmektedir (Fotoğraf 3.11). Genellikle her konutun avlusunda odun olduğu gözlenmiştir. Kışın ısınmak için odun kullanılması da orman tahribine neden olmaktadır.



II. BÖLÜM

Beşeri Çevre Özelikleri
2.1.Tarihi Gelişim


Raptiştah Kasabası’nın bugünkü resmi adı olarak “Vrapçişte” kullanılmakta; fakat Makedonya, Balkanlar ve Türkiye’de bu yerleşim birimi için Raptiştah adı tercih edilmektedir. Aynı zamanda günlük kulanım dilinde “h” harfi düşmüş şekilde Raptişta, Rapçişte olarak da telaffuz edilmektedir. Osmanlı kaynaklarında ise Raptiştah ve Vrançişte[32] adlarına da rastlanmıştır. Kasabanın yaşlılarıyla yapılan mülakatlarda Raptiştah’ın bir dönem Mecidiye Köy adını aldığı bilgisi de elde edilmiştir. Böylece bitişiğindeki Galata Köyü ve Mecidiye Köy adlarıyla İstanbul’da bulunan iki semt adı bir süre burada kullanılmıştır.
Alan çalışması neticesinde ve literatür taramaları sonucunda Raptiştah’ın adının nereden geldiği ile ilgili kesin bir bilgiye ulaşılamamıştır. Ancak bu konuda bazı görüşler ileri sürülmektedir. Üsküp Üniversitesi’nde Türkolog Raptiştah doğumlu Yusuf Hamzaoğlu; ‘‘tamamıyla bir şeye bağlanma isteği anlamına gelen rabt+iştah yani Raptiştah yine b>p ünsüzlerinin değişimi üzere Raptiştah kelimesinden gelme ihtimalinin büyük olduğunu savunmaktadır.’’ Bugün Gostivarlı bir Türk hala bu yerin adını h> sı düşürülmüş, “Raptişta’ya giderim, Raptişta’dan gelirim.” şeklinde söylemektedir[33].
Bugün kasabanın resmi adı “Vrapçişte” Sırp dilinden alınmış olup bir çeşit serçe, serçecik, serçe bölgesi anlamı taşımaktadır[34]. Yani, ‘‘Raptiştah,, tarihi adı “Vrapçişte,, şeklin de değiştirilmiştir. Balkanlarda Türkçe yer adları Arnavut, Bulgar, Makedon, Yunan devletlerinin milliyetçi kadroları tarafından değiştirilmekte ve bu eserler yok edilmektedir (Fotoğraf 1.1)[35]. Osmanlı Devleti döneminde, Üsküp’te 51 cami ve mescit (Fotoğraf 2.1.), 15 tekke, vakıf malları, kabristanlar, dernekler, 36 çeşme, 12 hamam, 2 dikili taş, kule, saat kulesi, Taşköprüler (Fotoğraf 1.1), devlet binaları, hanlar, kemerler olmak üzere birçok eser inşaa edilmiştir[36]. Ancak günümüzde bu yapıtlardan geriye az sayıda eser kalmıştır. Araştırma sahasının yakınındaki kent merkezi Gostivar’da bulunan birçok eserden geriye bir saat kulesi kalabilmiştir. Balkanlar’da görülen istikrarsızlıklar ve etnik milliyetçilik duygularının etkisiyle bu eserler tahrip edilmiş, yıkılmıştır.
Fotoğraf 2. 1. Üsküp’te bulunan Mustafa Paşa Camii’nden bir görünüm.
Osmanlı Devleti egemenliği altına aldığı topraklarda yer adlarını değiştirme politikası uygulamamıştır. Raptiştah adının Slav dillerinde “yolların kavşağı, yolların kesişme noktası” söylenişinin bozulmuş şekli olabileceği düşünülmektedir[37]. Gerçekten de Makedonya toprakları, Vardar Nehri boyu ve tektonik çukurluklar çok eski zamanlarda yolların geçtiği alanlar olup Anadolu’dan Yunanistan’a, Avrupa’ya ulaşan yollar ile kuzey-güney yönlü yolların düğümlendiği bir saha konumundaydı (Şekil 1.2). Bu sebepledir ki Makedonya toprakları Türkiye gibi birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, Makedon, Elen, İlir, Roma, Hun, Avar, Slav, Peçenek, Kuman, gibi milletleri barındırmıştır[38]. Raptiştah da eski dönemlerde Kalkandelen, Prizren ve diğer ticaret yollarının üzerinde bir kavşak noktası fonksiyonunu üstlenen bir yerleşmedir. Bugün yol boyu olma fonksiyonunu bıraktığı Gostivar’dan yerleşim tarihi daha eski olduğu tahmin edilmektedir.
Raptiştah adı Osmanlı Devleti kaynaklarında ilk defa 1452/1453 yılında Kalkandelen Vilayeti için tutulan 12 sayılı tahriri defterinin 126, 127 ve 129. sayfalarında geçmektedir. Bu konuda başka bir bilgi ise 1461 ve 1462 tarihlerinden beri Raptiştah adının yazılı kaynaklarda geçtiği yönündedir[39]. Raptiştah’ın ilk kuruluş yeri ve tarihi ile ilgili kesin bir veri henüz bulunmamakla birlikte mülakat yapılan Makedon Hıristiyan aile büyüğü Slobo Andrevski, Raptiştah’ın varlığının Roma dönemine kadar uzandığını söylemektedir. Bugünkü Raptiştah’ın ilk sakinleri Şardağı üzerindeki otlaklarda hayvancılıkla uğraşmaktaydı (Fotoğraf 2.15).
Bu yerleşim birimi İstanbul’un fethinden önce Roma egemenliği altındaydı. Birkaç yıl öncesi Topoşnisa yakınlarında yapılan arkeolojik kazıda Roma dönemine ait bulgular elde edilmiş, ancak kazı sonuçlandırılmadığı için eserlerin tamamı çıkarılamamıştır.
Balkanlar ve Makedonya toprakları Osmanlı Devleti’nden önce de Türk iskânına sahne olmuştur. Balkan adının Türkçe bir ad olması[40] bu konuya yerinde bir örnektir. Hun, Peçenek gibi Türk kavimlerinin Balkan topraklarına Orta Asya’dan göç ederek gelip yerleştikleri, bu yerlere ad verdikleri değişik kaynaklarda yer almaktadır[41].
Raptiştah ve çevresi; XV. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Yıldırım Beyazıt orduları tarafından fethedilmiştir. 1450’lü yıllarda Raptiştah Kalkandelen nahiyesine, Kalkandelen nahiyesi de Üsküp’e bağlanmıştır. Üsküp bu yıllarda sancakbeyliği görevi üstlenmiştir. Yıldırım Beyazıt, Sırp hududunda bulunan Üsküp’e Türkleri yerleştirmiş, şehri ve çevresini Paşa Yiğit’e bırakmıştır. Paşa Yiğit’ten sonra oğlu İshak Bey ve İshak Beyin oğlu İsa Bey Üsküp sancak beyliği yapmışlardır[42].
1468 yılında ise Raptiştah, Üsküp’teki meşhur Mustafa Paşa Cami’nin vakıf mülkü tahsis edilmiştir[43] (Fotoğraf 2.2). Trifunovski, Polog adlı kitabında; “bu eski yerleşim biriminin sınırlarının Hambarlar, Türk mezarlıkları ve Raptiştah ile Galata Köyü arasındaki yola kadar olan sahayı kapladığını ve varislerinden birinin Türk Hazar adlı şahıs olduğunu,, belirtmektedir [44].
Vakıf mülkü sayılan arazilerin geliri ile cami, çeşme, aş evi gibi kurumların giderleri karşılanırdı. Bu topraklar vergiden muaf tutulur, şahsi mülk yapılamazdı[45]. Raptiştah vakıf arazisinin malı sayılan camiye aynı zamanda kendi adını da veren Bosna-Sancak Beyi Mustafa Paşa inşaa ettirmiştir. Sonraki dönemlerde Sultan II. Murat Raptiştah’ı Selçuk Hatun’a hediye etmiştir. Bu vakıf mülk Mehmet Mustafa Paşa’nın torunu Süleyman Çelebi’ye miras kalmıştır, sonra II. Beyazıt tarafından tımara tahsis edilmiştir. Osmanlı Devleti zamanında tımara ayrılan arazilerde ziraatçılıktan elde edilen gelirle askeri harcamalar karşılanmaktaydı. Balkanlarda Anadolu’dan Rumeli’ye olan göçlerin birçoğunda askeri vazifenin yanında, bu toprak sistemi de etkili olmuştur[46].
Fotoğraf 2. 2. Raptiştah vakıf arazisinden bir görünüm.
Sultan II. Beyazıt Han ise tımara tahsis edilen bu yeri Süleyman Çelebi’ye tekrar geri iade etmiştir. Aynı mülk 1490’lı yıllarda Mustafa Paşa tarafından 7000 Venedik dukasına satın alınmış ve Üsküp’teki Mustafa Paşa Camii’nin vakfına verilmiştir (Fotoğraf 2.1 ).
Sultan II. Beyazıt Han ise tımara tahsis edilen bu yeri Süleyman Çelebi’ye tekrar iade etmiştir. Aynı mülk 1490’lı yıllarda Mustafa Paşa tarafından 7000 Venedik dukasına satın alınmış ve Üsküp’teki Mustafa Paşa Camii’nin vakfına verilmiştir (Fotoğraf 2.1, 2.2 ).
1400’lü yılların sonu ve 1500’lü yılların başı Raptiştah’ın en parlak devrini yaşadığı nüfusun arttığı dönemdir. Doğal nüfus artışına Anadolu’dan gelen Türkmen Yörükleri’de katılmıştır. XIX. yüzyılın ilk yarısından sonra Sırbistan, Bulgaristan, Bosna Hersek ve Rumeli’nin diğer yerlerinde nüfuslanan Türkler baskıya uğramış ve çeşitli bahanelerle göçe zorlanmışlardır.
XVIII. yüzyıl ve XIX. yüzyılın ilk yarısından sonra Raptiştah’a Arnavut ailelerde yerleştirilmişlerdir[47]. 1903 yılında bu yerleşim biriminde 1.300 Türk, 350 Hıristiyan, 165 Arnavut ve 50 Çingene bulunmaktaydı[48].
1875 -1878 Büyük Doğu Buhranı, Balkan ve I.- II. Dünya Savaşları sırasında Türkler ve Türk olmayan İslam inancına sahip unsurlara çeşitli baskılar yapılmıştır. Özellikle Türkler 1918 ve 1944’ten sonraki yıllarda ekonomik ve siyasi baskılara maruz kalmışlardır[49].
Raptiştah ve çevresinde 1935-1940’lı yıllarda İtalyanlar etkili olmuşlardır. İtalyanlardan sonra ise Alman güçlerinin bölgeyi işgal girişimi söz konusudur. Ancak bölgedeki Boşnak, Arnavut, Hırvat ve Sırplardan oluşan güçler Alman kuvvetlerine karşı direnişe geçmişlerdir. Direnişçilerin mevzi kaybetmeleriyle Alman birlikleri, Gostivar’da hâkimiyeti elde etmişlerdir. Bu mücadele sürecinde, kasaba halkından da 5-6 kişi şehit olmuş ve ölenleri temsilen Belediye binasının bahçesine heykelleri dikilmiştir. Daha sonra bu heykeller belediye tarafından kaldırılmıştır. 1941 yılında ise Mareşal Tito kuvvetleri bu toprakları işgal etmiş, bölgedeki etnik grupları birleştiren bir politika izlemiştir. Türk, Arnavut, Çingene tüm etnik unsurlar başlarında kırmızı yıldızlı fesleri olan tek tip bir giysi kullanmışlardır. Tito Almanlar’ı yurdumuzdan atmalıyız şeklinde tüm etnik unsurları kardeşlik, birlik parolalarıyla örgütlemiş, motive etmiştir. İşte mücadeleye katılan bu askerlerin hepsine “partizan” adı verilmiştir.
1918 yılında Slovenya, Bosna Hersek, Karadağ, Sırbistan ve Makedonya olmak üzere altı devletten oluşan Yugoslavya Federe Devleti kurulmuştur. Kosova, Voyvodina ise Sırbistan’a bağlı özerk otonom bölge statüsü verilmiştir. Daha sonra Kosova, Voyvodina, Makedonya bir cumhuriyete dönüştürülmüştür.
Slovenya, Hırvatistan, Bosna-Hersek; Yugoslavya Federe Devleti’nden silahlı mücadele sonucunda bağımsızlık kazanmışlardır. Bu federe devletten ilk bağımsızlığını elde edenler Slovenler’dir. Makedonya’nın bağımsızlığı ise merkezi devlete karşı fiili mücadele etmemesi yönü ile farklılık arz etmektedir. Belgrat’ta doğup iktisat eğitimi gören, bir süre Yugoslavya’nın merkez bankası müdürü olan, Yugoslavya paralarının üzerinde imzası bulunan Krov Gligorov “Balkan Kasabı” olarak anılan Miloseviç’le anlaşma yaparak federe devletten ayrılmıştır.
Balkan ülkelerinden dışarıya sürekli bir göç gözlenmektedir. Makedonya’nın yerleşim birimleri arasında da bir iç göç hareketi sürmektedir. Siyasi karışıklılar, savaşlar, ekonomik etkenler yukarda anlatıldığı gibi Raptiştah da dâhil olmak üzere Polog Ovası’ndan ülke dışına ya da ülkenin diğer yerleşimlerine doğru sürekli bir göç hareketine neden olmaktadır.
1930’lu yıllarda tarım ve hayvancılığın yöre halkını geçindiremez hale gelmesiyle yurt dışına ekonomik nedenli göçler olmuştur. Bu yerleşim biriminden ülke dışına yapılan ilk göçler Çekoslovakya’ya yapılmıştır. Turizmin canlılık arz ettiği Hırvatistan kıyıları da Raptiştah halkının göç ettikleri yerlerdendir. Bu yerlerde dondurma, pastane, börek dükkânları açmışlardır. Yaklaşık 100 kadar ailenin bu ülkeye göç ettiği tahmin edilmektedir.
Kasabada lisenin olmaması nedeni ile onlarca ailenin başta Gostivar olmak üzere, Makedonya’nın diğer yerleşim birimlerine göç ettikleri de mülakatlarda ulaşılan diğer bir bilgidir.
Raptiştah yerleşim birimi Yugoslavya Federe Devleti zamanında 1962 yılına kadar belediye olarak kalmıştır. 1962 yılında ise belediyeliği lağvedilerek Gostivar Belediyesi’ne bağlanmıştır. 1996 yılında Raptiştah’ın çevresindeki Arnavut nüfuslu Toplitsa, Pojarene, Novo Selu, Zubovtse, Vranovtsa ve Makedon Galata köyleri bu yerleşim birimine bağlanarak tekrar belediye haline getirilmiştir.
Raptiştah Kasabası 2002 nüfus sayımına göre 8.586 nüfusa sahip kırsal karakter özellikleri ağır basan belediye statüsünde bir yerleşim birimidir (Fotoğraf 1.6).



2. 2. Nüfus Gelişimi

Sınırları belirli bir alanda yaşayan insan sayısına “nüfus”, bu nüfusun sayılma işlemine “nüfus” sayımı, denilmektedir[50]. Nüfusun özellikleri sayısı, cinsiyet, eğitim, yaş ve diğer niteliklerinin tespiti önemlidir. İyi eğitilmiş, kalifiye genç nüfus ise ülkenin kalkınmasını teşvik eden için bir güçtür. Balkan ülkelerinde nüfus sayımlarında etnik oranlarda tespit edilmektedir. Günümüzde Makedonya resmi verilerinde Türk nüfusunun toplam oranı % 3.85 olarak verilmektedir[51] (Şekil 2.1).
Şekil (2. 1. ). 2002 Yılı verilerine göre Makedonya’da nüfusun etnik durumu.(Kaynak: Makedonya Belediye Verileri ve İndikatörleri, Devlet İstatistik Kurumu, 2004, Drazaven Zavod Za Statistika, Üsküp).
1904 yılındaki verilere göre tarihi Makedonya sınırları içinde 2.911.700 nüfus olduğu tespit edilmiştir. Tarihi Makedonya 65.000 km.² alanı kapsamaktaydı. Bu nüfusun 1.508.507 kişisi İslam inancına sahipti, yani bu nüfus toplam nüfusun % 51.8’ini teşkil etmekteydi. Türklere karşı olumsuz fikirler söyleyen Sofya Üniversitesi profesörlerinden Dr.L. Miletich göre 1912 yılında 2.250.000 kişinin % 20’si Türk, % 10’u Arnavut idi. Bu veriler neticesinde % 20’lik bir nüfus kaybı ortaya çıkmaktadır[52].
Günümüzde ise Türk nüfusu Makedonya’da sayısal olarak üçüncü büyük etnik unsuru teşkil etmektedir (Şekil 2.1).
1453’te Polog Ovası’ndaki en büyük köy olan[53] (Tablo 2.1) Raptiştah’ın nüfusu 2002 yılında 8.586 olarak tespit edilmiştir. 1453’ten önceki yıllara ait nüfus verileri bilinmemekte, bu konular araştırmaya açık alanları teşkil etmektedir.
Kasabada İslamlığı benimseyen; ilk Makedon Hıristiyan olan kişi, “Süleyman” adını almıştır. Yani 1453 yılı itibariyle burada Hıristiyan aileler yaşamaktaydı (Tablo 2.1).
Tablo 2. 1. Raptiştah yerleşim biriminde 1453 yılında aile ve alınan vergi durumu.


Raptiştah Aile Dul erkek Alınan vergi

1453 219 42 25.000

1468 240 18 26.000

1545 233 17 Veri yok


1568 243 14 22600

(Kaynak: Turski Dokümanti Za İstiriyata Na Makedonski Narod Opşirni Popioni, Metoda Skolaski, Kril Metodi Üniversitesi Matbaası,1976, Üsküp, s.138-139 ).

Makedonya kaynaklarında Raptiştah’ın 1452 yılındaki nüfusunun 248 aileden ibaret olduğu geçmektedir. 1468 yılında ise Müslüman Türk ve Hıristiyanlardan oluşan 260 aile kütükte kayıtlıdır.
II. Mustafa dönemindeki 1700’lü yıllarda ise Raptiştah nüfusunun hızla arttığı gözlemlenmiştir[54].
Bölgede doğal nüfus artışının yanında Anadolu’dan Türkler Raptiştah’a yerleşmişlerdir. Aynı zamanda bu göçlere ilaveten Arnavutluk, Sırbistan ve Bulgaristan’dan gelen muhacirlerle araştırma konusu karyenin, yani köyün nüfusu artmıştır[55].
1890’lı yıllarda Raptiştah’da 350 Slav, 1.300 Türk, 165 Arnavut, 50 Kıpti olmak üzere 1.865 nüfus barınmaktaydı. Aynı yıl Gostivar’da 3.100 Türk tespit edilmiştir.
1921’de Sırp, Hırvat, Sloven krallığının yaptığı nüfus sayımında Makedonya’da 150 bin, Yugoslavya’da 430 bin Türk bulunuyordu, Bu nüfusun önemli bir kısmı Gostivar ve çevresinde bulunmaktaydı.
1921’de Raptiştah’da 1.744’ü Türk, 221’i Arnavut, 577’si Sırp olmak üzere 2.542 nüfus vardı.
1929 yılında ise Sırp Hırvat Sloven krallığı Yugoslavya adını almıştır. 31 Mart 1931 yılında yapılan sayımda sadece din ölçü alınmıştır. Böylece Türklerle ilgili veri bulmak imkânsızlaşmıştır.
1918-1941 yılları arasında Türklerin tüm Balkanlardan özellikle de Vardar Banlığından, Türkiye Cumhuriyeti’nin İstanbul, Ankara ve Bursa büyük kentlerine göç ettiği görülmüştür[56].
Bir Balkanlı Türk ailenin çocuğu olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk ( Fotoğraf 2.3) Konya’daki bir hitabında Türk ulusuna karşı yapılan bu haksız uygulamalara karşı şöyle demiştir: “Özellikle bizim ulusumuz, ulusçuluğunu unutmasının bedellerini ağır şekilde ödemiştir. Osmanlı İmparatorluğu içindeki çeşitli uluslar, hep ulusal inançlara sarılarak, ulusçuluk ülküsünün gücüyle kendilerini kurtardılar. Biz ne olduğumuzu sopa ile içlerinden kovulunca anladık. Gücümüzün kesintiye uğradığı anda bizi küçük gördüler, aşağıladılar. Anladık ki suçumuz kendimizi unutmakmış. Dünyanın bize saygı göstermesini istiyorsak, önce kendi benliğimize saygı duymalıyız. Bilelim ki ulusal benliğini bulamayan milletler başka ulusların avıdır.” [57] Balkan coğrafyasını çok iyi bilen bu topraklarda doğmuş, büyümüş Gazi Mustafa Kemal Atatürk döneminde, dış Türkler ve komşu devletler ile oldukça rasyonel bir dış politika izlemiştir. Bugün de Türkiye Devleti Balkanlar’daki tüm milletlerin kalkınmaları, barışı için birtakım destekler sağlamaktadır. İmparatorluk döneminin kapandığını çok iyi bilen Türk dünyasının yetiştirdiği Büyük Lider, İzmir’in kurtarılmasından sonra doğup büyüdüğü ve güçlü anılarla bağlı olduğu 150 km. ilerdeki Selanik için duygularını dahi söylememiştir[58] (Fotoğraf 2.3).
Fotoğraf 2. 3. Türk dünyasının yetiştirdiği Büyük lider, devlet adamı, asker ve güçlü bir hatip olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün konuşmasından bir görününüm.
II. Dünya Savaşı yıllarında ise 1941-1945 yılları arası Batı Makedonya’yı İtalyanlar işgal etmiş, daha sonra bu topraklar Arnavutluk’a devredilmiştir. İstikrarsızlıkların sürdüğü bu yıllarda da Balkanlardan Türklerin göçü sürmüştür. II. Dünya Savaşı sonrasında Yugoslavya idarecilerinin olumsuz tutumları nedeniyle Türkiye’ye olan göçler devamına neden olmuştur. Sosyalist bir Balkan federasyonu kurmak fikrinden hareketle Batı Makedonya yani Raptiştah Kasabası’nın da içinde bulunduğu Polog Ovası Arnavutluk’a bırakılmıştır. 1948 yılında yapılan nüfus sayımında Makedonya’da 95.940 Türk nüfus tespit edilmiştir. Ve bu sayıma göre Türkler Batı Makedonya’da yok gösterilmiştir. Oysa ki 1948 nüfus sayımına kadar Raptiştah, Yukarı Banisa, Züdünye gibi yerleşim birimlerinde yaşayan nüfusun çoğunluğu Türkler oluşturmaktaydı. 1948 yılında Raptiştah’da 79 Türk, 2701 Arnavut, 596 Makedon, 3 Sırp olmak üzere 3.379 nüfus vardı.
1947 yılında ‘Yücel Olayı, olarak tarihe geçen ve Türklük bilincine sahip aydınların, öğretmenlerin öldürüldüğü hadiseyle Makedonya Türkleri korkulu, sıkıntılı günler yaşamaya başlamıştır. Yugoslavya, 1948’de Sovyet Rusya ile anlaşmazlığa düşünce Yugoslavların Arnavutlara bakış açısı, politikaları yön değiştirmiştir. Böylece Raptiştah, Polog Ovası ve çevresinde yaşayan Türk nüfus, daha geniş kapsamlı olarak Batı Makedonya Türkleri nispeten rahatlamış; Gostivar, Raptiştah, Banisa Köyleri, Züdünye gibi yerleşim birimlerinde Türk ilköğretim okulları açılmaya başlamıştır.
1951 yılında söz konusu yerleşim biriminde 391 hane ve otuz beş aile bulunmaktaydı. Nüfus değişik etnik gruplardan oluşmakta Ortodokslar ve Hıristiyanlar Makedonca, Müslümanlar ise Türkçe konuşmaktaydılar.
1953 yılında yapılan nüfus sayımında Türklerin Batı Makedonya’da önemli bir nüfusa sahip olduğu ortaya çıkmıştır. 203.938 Türk olduğu saptanan bu sayımında Türkler Makedonya nüfusunun % 15.6’lık kısmını oluşturmaktaydı.
1953 yılında Raptiştah’da 927 Türk, 4.987 Arnavut, 1.403 Makedon, 8 Sırp, 5 Kıpti, 28 bilinmeyen, olmak üzere toplam 7.358 nüfus tespit edilmiştir.
Türkiye ile Yugoslavya arasında 1950 yılında stratejik öneme sahip Türk nüfusun azalmasına yol açacak serbest göç antlaşması imzalanmıştır. 1952-1959/1960 yıllarında sayıları Türkiye’ye onbinlerle ifade edilebilecek göçler yaşanmış, birçok aile parçalanmıştır. İşte tam bu noktada Balkanlar doğumlu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün; “Türk nüfusunun vatanlarında haklarının korunmasının nedenli önemli olduğu öngörüsü” doğrulanmıştır[59].
1912 ile 1950 tarihleri arasında 30’u Türkiye’ye, 4’ü Polog Ovası’nın çeşitli yerlerine toplam 34 hane Raptiştah’tan göç etmiştir. 1 haneyle Cabir ailesi, yine bir Türk köyü olan Züdünye’ye, 2 haneyle Zenül Ağa Mlento Köyü’ne, 1 haneyle İlyas ailesi Lakaviste Köyü’ne göç etmiştir.
Kasabadan 13 Makedon aile dışarıya göç etmiştir. Bu aileler Lukaravler, Tumantevler, Simyankovski, Andonovlar, İlçevskiler’dir. Bunlardan Lukarevler iki hane İstanbul’a diğerleri de Polog Ovası’nın çeşitli yerleşim birimlerine yerleşmişlerdir[60].
1950’li yıllarda yaşanan bu büyük göç dalgasında Gostivar civarında önemli sayıda Türk nüfusu Polog Ovası’ndan ayrılmıştır. Ancak burada tezat arz eden bir durum görülmüştür. 1961 yılında yapılan nüfus sayımında Batı Makedonya’da yaşayan Türk nüfusunun azalmadığı, aksine arttığı gözlenmiştir. Türk nüfusundaki bu artışın nedeni Gostivar’da yaşayan Arnavutların Türkiye’ye göç edebilmek için kendilerini Türk olarak göstermelerinden kaynaklanmaktadır. Bugün Polog Ovası’ndan Türkiye’ye göç etmiş başta İstanbul olmak üzere İzmir, Bursa gibi illerde birçok muhacir bulunmakta, yaptıkları uğraşlarla Türkiye ekonomisine katkıda bulunmaktadırlar. İstanbul’da Alibeyköy, Zeytinburnu gibi semtler Gostivar’lıların yoğunlaştıkları ilçelerdir. Burada dernekler oluşturarak birbirleri ve Balkanlardaki yakınlarıyla bağlarını devam ettirmekte ve dayanışma sağlamaktadırlar.
1950 yılındaki bu nüfus sayımı sonucunda Makedonya’da 131.481 Türk nüfusun yaşadığı ortaya çıkmıştır. Başka bir ifade ile Makedonya nüfusunun % 9.4’ünü Türkler teşkil etmekteydi. 1968’li yıllarda ise Arnavut milliyetçiliği hissedilmeye başlanmıştır. Raptiştah’da bulunan 2.483 olan Türk nüfusu 1.633’e düşmüştür.
1971 yılında yapılan nüfus sayımında bu yerleşim biriminde 1.683 Türk, 2.075 Arnavut, 241 Makedon, 3 Sırp ve 45 diğer etnik unsurlar olmak üzere toplam 4.047 nüfus tespit edilmiştir.
1981-1990 yıllarında ise Makedonya’da temel hak ve hürriyetleri kısıtlayan katı bir rejim egemen olmuştur.
1991 yılındaki nüfus sayımında hile yapıldığını öne süren Avrupa, Makedon hükümetine baskı yaparak bu sayımın 1994’te tekrarlanmasını sağlamıştır. Bu sayımda Raptiştah’ta 3.211 Türk, 4.028 Arnavut, 1.135 Makedon, 17 Sırp, 24 diğer olmak üzere 8.416 nüfus tespit edilmiştir.
1990’lı yılların başında eski Yugoslavya çok partili hayata geçmiştir. Makedonya’da ise Türk ve Arnavut etnik grupları arasında bir yakınlaşma gözlenmiştir. Bir Balkan muhaciri olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye Devleti etnik ayrım gözetmeden tüm Makedonya’da yaşayan milletlere yardım etmiştir. Türkiye, Makedonya’nın bağımsızlığını tanıyan ilk devletlerden biridir. Sırbistan ve Yunanistan’ın bağımsızlıktan sonra uyguladığı ambargo dönemlerinde bu ülkeye ilaç, gıda, petrol ürünleri ve nakit para yardımında bulunmuştur. Böylece Makedonya’da yaşayan tüm etnik unsurları büyük sıkıntılardan kurtarmıştır. Ayrıca uluslararası camiada gerekli desteği vermiştir. Raptiştah’ta yaşayan Türk nüfus da anavatan Türkiye gibi siyasi istikrarsızlıkların olduğu dönemde buradaki tüm milletlere yardım etmiştir. Raptiştah’lı gurbetçiler Sırp çetelerinin etnik arındırma yaptıkları dönemde Polog Ovası’na sığınan Arnavut ve diğer unsurlara evlerini açmışlar, Gostivar Arnavutları ile sığınmacıların iaşe ve konaklama ihtiyaçlarını karşılamışlardır. Bir benzer örnek Kosova Mamuşa’da görülmüş burada bir Türk ailesi 40 kadar Arnavut’u bu döneminde barındırmıştır. Bugün yine aynı yerleşim biriminde Türk taburunun etnik ayrım gözetmeden herkese yardım etmesi Balkanlarda kalıcı barış için Türk unsurunun ne kadar gerekli olduğunu göstermektedir.
1990’lı yıllarda başlayan olumlu atmosfer 1996’dan itibaren kesintiye uğramıştır. 1996 mahalli seçimlerinden sonra Raptiştah Kasabası’nda yaşayan Türklerin temel haklarının verilmesi geciktirilmiştir.
3 Mart 1997 yılında Gostivar Belediye Başkanı beldeye meclisinde bir kararla Gostivar ve çevresinde Türkçeyi yazışma dili olmaktan çıkarmıştır. 2007 yılında ise Türkçeye tekrar yazışma dili unvanı verilmiştir. Türkiye ile gerek halklar ve devletler gerekse yerel yönetimler düzeyinde bir yakınlaşma, işbirliğine gidilmiştir. Bugün sınır kapılarında Türk pasaportu gören Makedon yetkililer Türkiye’ye sevgilerini ifade etmektedirler. Özellikle Polog Ovası’nda yaşayan Arnavut nüfusu da Türkiye Türklerine oldukça sevgi duymakta ve yardımsever davranmaktadır.



2.3. Nüfus Özellikleri



2.3.1. Doğumlar ve Ölümler


Nüfus; doğum, ölüm ve göç gibi nedenlerle sürekli değişmekte, dinamiklik göstermektedir. Doğal nüfus artışı genel doğum oranı ile genel ölüm oranı arasındaki farktır. Bu nedenle doğum ve ölüm sayılarının bilinmesi gerekir[61]. Raptiştah Kasabası’nın 2002’de yapılan sayımda nüfusu 8.586 bulunmuştur. 1994 yılında nüfus 170; 1998’de 222 kişi 2002’de 190 kişi şeklinde artış göstermiştir. 1998 ile 2002 yılları arasındaki nüfus artış hızı % 2.2’dir.
1998’de Raptiştah Belediyesi’nde 91 çifte nikâh kıyılmış bunlardan 9’u boşanmıştır. 2002 yılında 86 kişi nikâhlanmış bu evliliklerde 14’ü boşanma ile neticelenmiştir. Ailelerdeki boşanma oranında bir artış görülmekte bu konunun ekonomik sosyal sebepleri bulunmaktadır.
0-4 yaş arası yaş grubunda 1000 doğumda ölüm oranı şöyledir: 1998’de binde 26.7, 1999’da binde 12.7, 2000 yılında binde 14.9, 2001 senesinde binde 13.8 ve 2002 yılında binde 14.2’dır.
0-4 yaş arası 1998’de 5 çocuk, 1999’da 3 çocuk, 2000’de 2 çocuk 2001’de 3 çocuk ve 2002’de 2 çocuk ölmüştür. Olumlu bir gelişme olarak, çocuk ölüm oranlarında nispi bir azalmanın olduğu görülmektedir.
2002 yılındaki toplam 141 doğumdan 135 doğum hastanede gerçekleştirilmiştir. (% 95.79). Hastanede gerçekleşen doğum oranın yüksek olması olumlu bir durumdur.
2500 gr. altı doğan bebekler düşük kilolu kabul edilmektedir. Bu sayı 2002’de 141 doğumdan 7 olup, bütün doğumların % 4.96’lık bir oranını teşkil etmektedir.
2002 yılı verilerine göre 6 tane çocuksuz nikâhlı aile (% 26) ve üç tane (% 59.3) çocuklu nikâhlı aile tespit edilmiştir. Bir arada nikâhsız yaşayan çocuklu ailelerin oranı % 0.2’dir.
Polog Ovası’nda Arnavut nüfusun yoğunlaştığı görülmektedir. Eldeki veriler ışığında Raptistah’daki doğum oranlarının Makedonya genel nüfusu ile uyumlu olduğu görülmektedir. Bununla birlikte Türk ailelerin doğum oranının Makedonya ülke ortalaması değerleri civarı, ölüm oranlarının ise düşük seviyede olduğu görülmektedir. Arnavut ve Türk nüfusun yoğun yaşadığı Polog Ovası’nda yüksek doğum ve düşük ölüm oranlarıyla karşılaşılmaktadır

2.3.2 Göçler


Göçler nüfusun artmasına ya da azalmasına neden olmaktadır. Bu nüfus hareketi ülke sınırları içinde olursa iç göç, ülke sınırları dışında görülürse dış göç adını almaktadır. Balkanlarda görülen göçler önceleri Anadolu’dan Osmanlı Devleti’nin kurucu unsuru Türk nüfusun Balkanlara nakli şeklinde gerçekleşmiştir. Balkan ülkeleri içinde de değişik nedenlerden kaynaklana göçler görülmüştür. Viyana kuşatmasındaki başarısızlıktan sonraki dönemlerde Balkan topraklarından Anadolu’ya sürekli bir göç gözlenmiştir. Osmanlı Yönetiminin Balkanlarda zaafa uğraması sonucunda burada bulunan Türk nüfus katliam, baskı ve tehditlerle göç etmek zorunda kalmıştır[63]. Rumeli’ye ilk geçişle başlayan göçler önce Balkanlar yönüne olmuş daha sonra özellikle 1900’lü yıllar başından itibaren göç yönü doğuya, Türkiye’ye doğru gerçekleşmiştir. Yapılan mülakatlar sonucunda göçlerle ilgili çeşitli sebeplere dayanan birçok göç hikâyesi kaydedilmiştir.
Bunlardan ilki Lilo lakaplı Muammer Asipi’ye aittir: Anadolu’dan Rumeli’ye askeri vazife sebebiyle göçler önemli paya sahiptir. Asipi’nin dedesi de Osmanlı ordusunda bir binbaşı olup, Konya’dan Kocacık Köyü’ne gelmiştir. Makedonya’da ilk göç yeri olan rak a Anadolue Konya ilibue köyden de Arnavutluk sınırına yakın bir yerleşim yeri olan Reka’ya göç etmiştir. Burada evlilik sebebiyle bir müddet ikamet etmiş, daha sonra Raptiştah’a gelmişlerdir. Kocacık, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün babası Ali Rıza Bey’in (Fotoğraf 2.4) köyüdür. Ayrıca kasabada yaşayan Sipahi ailesi de aynı göç nedeniyle bu yerleşim birimine gelmiştir.
Osmanlı Devleti teokratik yapısı gereği, İslam düşüncesini yaymak için Anadolu’dan din görevlilerini Balkanlara nakletmiştir. Bunun bir örneği olan Trabzon nüfusuna kayıtlı Ali Efendi’yi, Üsküp’teki Mustafa Paşa yöre halkını bilgilendirmesi için getirtmesidir. Önce Gostivar’da görev yapan Efendi, ardından Debreşe’ye geçmiş, ancak burada tutunamamış tekrar Üsküp’e dönmüştür. Daha sonra Mustafa Paşa’nın ısrarı ile Raptiştah’a gelmiş ve buraya yerleşmiştir. Tütün tarımını gerçek anlamda Raptiştah halkına öğreten bu kişidir (Fotoğraf 2.5).
Fotoğraf 2. 4. Kocacık Türklerinden Ali Rıza Bey (solda), Tarihi Makedonya’nın Selanik İlinden Zübeyde Hanım’a (sağda) ait bir görünüm
Cami Mahallesi sakinlerinden Halim Kâmil’in göçü Doğu Anadolu’dan önce Arnavutluk’a, daha sonra Tetova’ya (Kalkandelen) yakın bir dağ köyü olan Corcoviç’e, oradan Raptiştah’a olmuştur.
Fotoğraf 2. 5. Büyük Camii mezarlığından bir görünüm.
Karabatak ailesi ise ilk önce Anadolu’dan Yunanistan’a göç etmiştir. Yunanlıların uyguladıkları baskı sebebiyle önce Bulgaristan’a göç etmiş daha sonra Üsküp’e yerleşmişlerdir. Bu ailenin büyüğü olan Çelebi adlı kişi bir din bilgini olup Raptiştah halkına okuma yazma öğretmesi için gönderilmiştir. Birkaç örneği verilen göç hikâyelerini çoğaltmak mümkündür.
Trifunovski ise bu Türk köyünü ziyarette göçlerle ilgili şu bilgileri kaydetmiştir: Kasabadaki Fis ailesi Anadolu’dan göç eden ancak 2007 yılı itibariyle baba tarafından soyu devam etmeyen ailedir. Çapraz ve Fis aileleri en eski ailelerdir.
Fislerle aynı kökten gelen Sipahi ailesi de Osmanlı toprak sisteminin sonucu olarak Türkiye’den 30 aile ile bu köye göç etmişler.
Çaprazlar 3 hane olup Küçük Orta Asya’dan Raptiştah’a göç etmişler, daha sonra bu ailenin bazı üyeleri de Dobridol’a yerleşmişlerdir. Çaprazlar ailesi Anadolu’dan göç eden ilk ailedir. Bu aileden olan İzzet Karabatak Makedonya’da tanınmış ressam ve maket yapım ustasıdır.
8 aile ile Hocalar Bulgaristan’ın Vidin şehrinden Balkan toprakları içinde görülen bir göç örneği olarak kasabaya göç etmişlerdir. Karabataklar 32 hane olup, Bulgaristan’dan buraya göç etmişlerdir.
Sırbistan’ın Vranye yerleşim biriminden gelen Vraynko Türklerinin iskân tarihleri 1878’li yıllar civarıdır.
Ali Efendi adlı din bilgininden adlarını alan Mula Aliler 17 hanedir.
Aruç ailesi 12 ev olup, 1271 yılında çiftlikleri olan oldukça zengin bir aileydi. 22 hanelik Luş ailesi de binlerce koyunu olan zengin bir diğer aileydi.
Yukarıdaki bu ailelere ilaveten başta Arnavutluk olmak üzere diğer çevre yerleşim birimlerinden gelen 32 haneli Veyisler, 32 haneli Likayazlar, 4 haneli Hocalar, 9 haneli Ştinler, 7 haneli Budinler, 7 haneli Şehler, 2 haneli Topal ailesi, 11 haneli Kara Hasanlar, 22 haneli Partallar, 8 haneli Peçler, 22 haneli Lekolar, 6 haneli Gogolar Raptiştah’ta yaşamaktaydılar. Bu ailelerden bazıları da aslında Anadolu’dan Balkanlardaki çok farklı yerleşim birimlerine göç etmiş; oradan da bu tarihi, suları bol kasabaya gelip yerleşmişlerdir.
8 haneli Müslüman roman ailesi Tosumlar, Çingene dili ve Türkçe konuşup, Türklerin bölgeye gelmelerinden burada yaşamaktaydılar. Bu aile Gostivar ve Kalkandelen romanlarıyla evlenirlerdi.
Salko ailesinin büyüğü olan Yakup Paşa 1800’lü yıllarda Edirne’den buraya göç etmiştir. Çocuklarına en çok Salih ismini veren bu aileye oldukça girişken, oldukları için bu ad verilmiş, ayrıca halk arasında “İki şeytan bir Salko eder.” sözü meşhur olmuştur.
Ortodoks Praslav Makedonlardan olan Samarcılar ise eskiden büyükbaş hayvanları olan çok zengin bir aileydi. Bu aileden Manoylski adlı kişi Gostivar’a göç etmiştir. Manoylski ailesinden 7 kişide Bulgaristan’a yerleşmişlerdir. 4 hane Targoçalar, 6 hane Bırbuşlar, 2 hane Aykovlar, 6 hane Suslakovlar, 1 hane Serfilovskiler, 8 ev Mişmirovlar de burada barınmaktaydı.
Strezoski’ler 3 haneli Praslav Ortodoks Roman ailesidir. Bu ailede Kalkandelen romanları ile aile akrabalık kurmaktaydılar[64].
Kasabada yerli halk 6.797 nüfus sayısı ile toplam nüfusun % 79.4’ünü teşkil etmektedir. Belediye sınırları içinden 1.759 kişi Raptiştah’a gelip yerleşmiştir. Yani belediye sınırları içinden göç edenlerin oranı % 36’lık bir orana sahiptir.
Bu 1.759 kişiden % 59.9’u Raptiştah belediye sınırları dışından göç ederek kasabaya gelmiştir. Makedonya dışından gelen nüfus oranı ise % 4.1’dir.

2.3.3. Cinsiyet ve Yaş Yapısı


Nüfusun önemli özelliklerinden biri de yaş gruplarına göre dağılımıdır. Yaş grubu kavramı ile nüfus beşli, onlu gruplandırılabildiği gibi 0-14; 15-64 ve 65 yaş ve yukarısı şeklinde gruplandırılmaktadır[65]. Bu geniş aralıklı gruplandırma aktif ve bağımlı nüfusun saptanmasına olanak vermektedir.
Kasabanın 1994 yılı verilerine göre 0-6 yaş grubunda olanlar toplam nüfusun % 14.3’üne denk gelmektedir. 7-14 yaş grubu arası oranı % 15.8’dir. 15-64 yaş arası oranı ise % 59.6’dır. 65 yaş üzeri % 7.5 ve 80 yaş üzeri nüfusun oranı ise % 1.2’dir (Şekil 2.2). Bu veriler incelendiğinde kasaba nüfusunun büyük bölümünün 16-64 yaş grubunda yer aldığı görülmektedir. Bu yönüyle kasaba kırsal alanlarda görülen bir özellik taşımaktadır. Çocuk nüfustan sonra yetişkin nüfus en büyük paya sahiptir (Şekil 2.2). Bu veriler analiz edildiğinde kas abanın genç nüfuslu olduğu sonucuna ulaşılmaktadır
Şekil (2. 2.). 1994 yılı Kasaba nüfusunun yaş grupları.(Kaynak: Makedonya Belediye Verileri ve İndikatörleri, 2004, Devlet İstatistik Kurumu, Drazaven Zavod Za Statistika, Üsküp).
2002 yılında nüfusun yaş gruplarına göre dağılım oranı şöyledir: 0-6 yaş grubu % 10.2, 7-14 yaşları arası % 15.5, 15-64 yaşları arası % 63.4, 65 yaş üzeri % 8.8 ve 80 yaş üzeri % 1.3’lük bir orana sahiptir (Şekil 2.3). 1994-2002 yıllarına ait veriler incelendiğinde bu yıllar arsında belirgin bir değişiklik olmadığı görülür. 0-14 yaş grubundaki azalışın sebebi doğum oranının düşmesiyle ilgilidir.

Şekil (2. 3.). 2002 yılı Kasaba nüfusunun yaş grupları. (Kaynak: Makedonya Belediye Verileri ve İndikatörleri, Devlet İstatistik Kurumu, 2004, Drazaven Zavod Za Statistika, Üsküp).
Nüfusun geniş aralıklı gruplandırmasında, 15-64 yaş grubunu oluşturan yetişkin nüfus, aktif veya çalışabilir, 0-14 yaş grubunu oluşturan çocuk nüfus ile 65 yaşın üzerindeki yaşlı nüfus bağımlı nüfus olarak hesaplanmaktadır[66]. Buna göre 2002 yılında aktif nüfus değeri % 65.3, bağımlı nüfus oranı % 35.7’dir.
Raptiştah’ın 1994’te yaş ortalaması 29.7’dır. Bu tarihte 20 yaş altı toplam nüfus % 38,7; 40 yaş altı toplam nüfus % 69.5; 60 yaş üzeri toplam nüfus % 11.5’tir.
2002 yılında yaş ortalaması 1994 yılındaki değere oranla biraz artarak 32.3 olarak tespit edilmiştir. 2002 yılı verilerine göre 20 yaş altı toplam nüfus % 34.7 olup 40 yaş altı toplam nüfus % 65.1 ve 60 yaş üzeri toplam nüfus % 12.9’luk paya sahiptir. Bu yılda 885 kişi 65 yaş üzeri olarak belirlenmiştir. Bu değer % 4.2’lik bir orana denk gelmektedir.
Kadın-erkek nüfus değerleri yani cinsiyete göre dağılım nüfusun önemli özelliklerinden biri olup doğal şartlarda bu oranın dengeli olması gerekirken dünya genelinde bu oranın eşit olmadığı görülmektedir. Yerleşim biriminin kent ya da kırsal karakteri; savaşlar, göçler, doğum ve ölümler bu oran üzerinde etkilidir. 1994 yılında nüfusun toplamı 8.416’dır. Bu nüfusun 4.149’u erkek, 4.267’si kadın nüfustan oluşmuştur. 2002 yılında ise 4.262 erkek buna karşılık 4.324 kadın nüfus tespit edilmiştir.
Diğer bir ifadeyle 1994’te % 49.3 olan erkek nüfus oranı 2002’de bir miktar artarak % 49.6 olmuştur. Kadın nüfus oranı ise 1994’te % 50.7 iken 2002 yılında bir miktar azalarak de % 50.4 değerinde bulunmuştur. Kadın-erkek nüfusu arasındaki oranın birbirine yakın ortalama değerlerde olduğu görülmektedir (Şekil 2.4, 2.5).
Şekil (2. 4.). 1994 yılı verilerine göre nüfusun cinsiyet durumu. (Kaynak: Makedonya Belediye Verileri ve İndikatörleri, 2004, Devlet statistik Kurumu, Drazaven Zavod Za Statistika, Üsküp).
Nüfus artışı ve sürekliliği bakımından doğumlar oldukça önemlidir. Kasaba’nın 15-49 yaş arası yani doğum yapabilecek kadınların oranı 1994’te % 25’tir. 20-34 yaşları arası kadınların gebelik oranı % 12’dir.
Şekil (2. 5.). 2002 yılı verilerine göre nüfusun cinsiyet durumu. (Kaynak: Makedonya Belediye Verileri ve İndikatörleri, 2004, Devlet statistik Kurumu, Drazaven Zavod Za Statistika, Üsküp).
2002 yılında ise 15-49 yaş arası doğum yapabilen kadın nüfus % 27’lik bir oran teşkil etmektedir. 20-34 yaş arası gebe kalabilen kadın oranı ise % 11.7’dir.



2.3.4. Nüfusun Eğitim Kültür Durumu


Kasabanın Çede Filipovski adında bir ilkokulu vardır (Fotoğraf 2.6). Kasabada lise bulunmaması genç nüfusun eğitim-öğretim geleceklerini olumsuz etkilemektedir. Ortaokulu bitiren öğrenciler lise eğitimi almak için başta Gostivar olmak üzere Üsküp ve diğer büyük şehirlere gitmektedirler. Lise eğitimi almak için Türkiye’ye gidenler de bulunmaktadır.
Müdürü Türk olan İlköğretim okulunun 538 Türk, 380 Arnavut ve 110 Makedon öğrencisi vardır. Kasaba ilkokulunda 24 Türk, 14 Arnavut ve 9 Makedon öğretmen görev yapmaktadır. Makedonca, Arnavutça ve Türkçe olmak üzere üç dilde eğitim verilmektedir.
Kasabanın 2002 verilerine göre okuma-yazma bilenlerin oranı şöyledir: Toplam nüfusun % 96.2’si okuma-yazma bilmektedir. Erkeklerin % 98.6’sı kadınların ise % 93.8’i okuma-yazma bilmektedir.
Fotoğraf 2. 6. Çede Filipovski İlkokulu’ndan bir görünüm.
Kasabada okula gitme çağındaki çocukların % 91.9’u okula kayıt yaptırmıştır. 2002 verilerine göre ilkokula devam edenlerin oranı % 0.4; hiç okula gitmeyenlerin oranı % 4.7; ilkokul terk % 13.1; ilkokul mezunu % 63.4, ortaokul mezunu % 15, yüksekokul mezunu % 1 fakülte ve akademi mezunu % 2.2, yüksek lisans ve diğerlerinin oranı % 0.2’dir[67].
Kasabada ve kasabının yer aldığı Polog Ovası’nda yaşayan nüfus genel olarak Arnavut, Makedon ve Türk dillerini konuşmaktadırlar. Ayrıca genç nüfus İngilizceyi de öğrenmektedir. Kasabada iki kişi Osmanlıca konuşup yazmaktadır. Kasabada yaşayan Türkler ; “Çocuklarımıza İstanbul Türkçesi eğitimi almalarını istiyoruz.” şeklinde Türkçeye duydukları yakınlığı dile getirmişlerdir. Kasabada ve Polog Ovası’nda 1992 yılından beri Türk televizyonlarının izlenmesi sonucu buradaki Türk nüfusu güncel Türkiye Türkçesini takip etmektedirler. Bununla birlikte orta yaş üstü nüfus, ülkemizdeki Trakya yöresinde kullanılan roman ağzı denilen bir ağız yapısı ile benzerlik göstermektedir. “Hemen, hep” gibi kelimelerde “h” harfi düşmekte, “-emen -ep” şeklini almakta, Balkanlar ve Rumeli’de sıkça duyulan “hayde bre” gibi seslenişler kullanılmaktadır. Konuşmalarda devrik cümlelerin sıkça geçtiği dikkat çekmektedir. Kelimelerdeki “o” sesi “ü” ye, “ı” sesi > “i” değişimine uğramakta, “y” harfleri bazen düşmüş şekilde söylenmektedir.
Fotoğraf 2. 7. Kasabada Türkçenin yaygın olarak kullanıldığı dükkân örneklerinden bir görünüm.
Bugün Raptiştah Kasabası’nda lisans, yüksek lisans, meslek yüksek okulu, doktora gibi akademik eğitim almış Türkler de vardır. Türkiye üniversitelerinde 5 tane Raptiştah doğumlu akademisyen görev yapmaktadır.
Batı Makedonya’da bulunan bu kasaba ile Türkiye’nin kırsal alanlarında görülen kasabalar sosyal hayat kültürel özelikler bakımından benzerlik göstermektedir (Fotoğraf 1.1, 2.8, 2.9, 2.20, 2.39, 2.40, 2.41, ). 1951 yılında Trifunovski kasabayı tasvirinde Türk ailelere, Türk nüfusa ait bilgiler vermiştir[68]. 1987 yılında Balkanlarda araştırma inceleme gezisine çıkan Sosyolog Amiran Kurtkan; “Raptiştah tamamen bir Türk Köyü’dür.” tespitinde bulunmuştur[69]. 1988 yılında Muzaffer Tufan’ın yaptığı ‘‘Yugoslavya’da bir Türk Köyü” adlı monografya çalışmasında buradaki Türk nüfusa ait sosyolojik değerlendirmeler yapılmıştır [70].
Kasaba halkı çocuklarına Asiye, Cevdet, Ömürlü gibi adlar vermektedir[71]. Zamanla birlikte buradaki isimlerin de güncelleşmekte Hakan, İbrahim, Bünyamin, Enes gibi adlar kullanılmaktadır. Gerçekten de kasaba Türk kültürü öğelerini barındıran oldukça canlı, ilginç adet, gelenek-göreneklere sahiptir. Doğum, sünnet, askerlik, evlilik, giyim-kuşam, misafirlik, Arap İran etkisinden uzak, inanç şekilleri ile Türkiye’nin kırsal alanları arasında bir fark yoktur. Kasaba halkının birbiri ile
Fotoğraf 2. 8. Raptiştah Türklerinin Türk kültürüne bağlılıklarının göstergesi olarak astıkları Türk bayrağından bir görünüm.
olan uzak-yakın akrabalıkları nedeniyle düğünlere binleri bulabilen yüksek katılımlar olmaktadır. Yaz aylarında yaklaşık kırk-elli arası düğün yapılmaktadır. Diğer vakitlerde ise iki ya da üç düğün ancak yapılmaktadır. Yaz aylarında gurbetçiler gelmesi sebebiyle düğün için bu mevsim tercih edilmekte ve kasabada bir canlılık görülmektedir.
4 bin yıllık maziye sahip bu köklü[72] Türk kültürü Kasaba’da yaşatılmaya çalışılmaktadır. Kasabanın Türk nüfusu dükkân, ev işyerlerine Türk bayrağı asmakta bu kültüre bağlılıklarını göstermektedirler (Fotoğraf 2. 8). Kasabada 2 aile Türk kültür inanışında görülen Alevi-Bektaşi inancını sürdürmektedir.
Fotoğraf 2. 9. Kasabada 2003 yılında düzenlenen festivalin Türk ata sporu olan güreş müsabakası ödül töreninden bir görünüm.
Ülkemizde bulunan Balkanlı muhacirleri kurdukları dernekler aracılığıyla yaz aylarında bu yerleşim birimlerini ziyaret etmektedir. Makedonyalı Türklerin kurdukları Rumeli Türkleri Derneği girişimiyle orta yaş üstü insanlar başta Üsküp (Skopje), Manastır (Bitola), Ohrid gibi merkezlerin yanında Raptiştah Kasabası’nı da uğramaktadırlar (Şekil 3. 1). Yer yer ülkemizden yönetici, bürokrat ve devlet görevlileri de bu kasabaya gelmektedirler. Örneğin 1979 yılında Rahşan Ecevit kasabayı ziyaret etmiş ve kasaba Türkleri bu ziyarete karşılık 1979 yılında doğan çocuklarına Bülent, Ecevit adlarını vermiştir. Kasabada festivaller de düzenlenmektedir. 2003 yılında tarih boyunca Raptiştah adında festival düzenlenmiştir. Bu kültürel etkinliklerde Türk ata sporu olan güreş müsabakaları yapılmıştır (Fotoğraf 2. 9). Balkanlarda yaz aylarında güreş turnuvaları düzenlenmekte; bu spor Balkanlar’da oldukça ilgi görmektedir. Ayrıca bir Türk Üniversitesi’nin resim bölümü mezunu kasabalı genç iki karma sergi düzenlemiştir.
Galata Köyü’ndeki (Fotoğraf 2.10) polis karakolu verileri incelendiğinde kasabada herhangi bir suç işlenmediği görülür. Tüm kasaba nüfusunun birbirleriyle uzak yakın akrabalık bağları bu konuda etkili olmuştur.
Fotoğraf 2. 10. Hıristiyan Makedon Galata Köyü’nden bir görünüm.
Kasabalı Türklerinin bu barışçıl yapılarının bir benzeri olarak Dünya genelinde suç işleme oranı en az topluluklardan biri olan Ahıskalı Türkler, Sovyet Rusya tarafından çok farklı sahalara göç ettirilmiştir. Günümüzde ise diğer emperyalist güç Amerika’nın bu nüfusu ülkelerinde iskân etmeye çalışması dikkat çekici bir durumdur. Sovyet Rusya Orta Asya da işgalden sonra topluluklara hak verme adı altında Özbek, Kırgız, Türkmen, Kazak şeklinde bir bilinç, kimlik oluşturmaya çalışmış, bu konuda oldukça başarılı olmuştur[73]. Böylece Türk nüfusu parçalanmış Rusya’ya ihtiyaç duyar duruma gelmiştir. Bu noktadan hareketle günümüz Balkan topraklarında millet yaratma gayreti fikriyle milliyetçilik adı altında etnik ayrıştırma çalışmaları yürütülmektedir. Yani kendi milletini yüceltme, kalkındırma bilincinden çok milletleri birbirine düşman eden bir gayret söz konusudur. Bugün Balkanlarda Anadolu Türklerinin oluşturduğu bir kültür havzası mevcuttur[74]. Bu havzanın yok edilmesi de ya buradaki Türk nüfusun göçüyle ya da Türklerin kültürlerinden uzaklaştırılmasına bağlıdır. Böylece bu topraklarda siyasi istikrarsızlıklar oluşacak, Türk nüfusu ve tüm nüfuslar birlikte zarar görecektir. İşte bu noktada buradaki Türk nüfus da dâhil olmak üzere Arnavut, Makedon gibi tüm Balkan milletlerine Gazi Mustafa Kemal Atatürk (Fotoğraf 2.3) fikirleri başlı başına bir rehber olacaktır. Yani kendi milletini kalkındırma, ileriye taşıma, aynı zamanda diğer milletlere de saygılı olma fikri bir çıkış yolu olabilecektir. Burada yaşayan Türkler ve farklı ülkelerde bulunan tüm Türk nüfusuna Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün manifestosunun, milliyetçilik bilincinin talimi gerekmektedir. Bu benimseyiş farklı sahalara dağılmış olan Türk nüfusunu ve Makedonya’da bulunan Türk nüfusunu kendi devletleri ile kaynaştıracağı gibi Bağımsız Türkiye Devleti ile de bütünleştirecektir.

2.4.3. Aile Büyüklükleri


Aile büyüklüğü, diğer bir ifadeyle hane halkının ortalama sayısı ekonomik şartlar, gelenekler gibi faktörlerin etkisi altındadır. Bu kavram nüfusun özellikleri hakkında fikir veren önemli bir ölçüttür. Raptiştah Kasabası’nda 2002 yılı itibari ile 2.450 aile tespit edilmiştir. Aile fertlerinin sayısı 8.046’dır. Bu veriler ışığında aile fertlerinin ortalama sayısı 3.3 olarak bulunmuştur. Özellikle 1971 yılından sonra hane sayısında artış gözlenmiştir. 1988’de 20 kişinin nikâhsız yaşadığı tespit edilmiştir[75].
Kasabada bir arada yaşayan çocuksuz nikâhsızların oranı % 0.6, bir arada yaşayan çocuklu nikâhsızların oranı ise % 0.2’dir. Babasız ailelerin oranı % 12 anasız ailelerin oranı % 1.3’tür [76].
Kasabada; ana, baba, büyükanne büyükbaba ve çocuklardan oluşan ataerkil aile ile ana baba ve çocuktan müteşekkil çekirdek aile yapıları görülmektedir.
Polog Ovası’nda insanlar Anadolu kasabalarında olduğu gibi genelde aile ve lakaplarıyla tanınmaktadır. Bugün kasabada Çaprazlar, Sipahiler, Fisler, Vranye muhacirleri, Mula Aliler, Çırtmalar, Efendiler, Karahasanlar, Budinler, Goglar, Golganlar, Likayazlar, Veizler, Partallar, Peçler, Luşlar, Kolomanlar, Begler, Belçizaklar, Sulmusiyalar, Tiranlar, Osmanağalar, Malakalar, Çelikler, Bayraktarlar, Salkolar, Babuşlar, Şazolar, Mukalar, Muhacirler, Aruçlar, Domatezler, Krepiler, Vokleler, İstiyaçkalar, Muşiçkalra, Loskeler, Bukolar, Reçanlılar, Ştinler, Kokalar, Goloşiyalar, Lesnolar, Recobanisalılar ve diğer aileler yaşamaktadırlar. Tüm bu ailelerin kendi aralarında akrabalık bağları vardır.
Makedon aileler ise Nikolvsti, Deylovtsi, Mimirotsi, Lıçkovtsi, Netsorovski ve diğerleridir.
2.4.5. Nüfusun İş Kollarına Göre Dağılımı
2002 verilerine Raptiştah’ta çalışan nüfusun % 19.3 çiftçi, % 29.6 endüstri, % 39.5 hizmet ve % 11.6 diğer kollar şeklinde dağılım göstermektedir[77] (Şekil 2.6).
Şekil 2. 6. Raptiştah Kasabası’nda faal nüfusun çalıştıkları sektörlere göre dağılışı. (Kaynak: Makedonya Belediye Verileri ve İndikatörleri, Devlet İstatistik Kurumu, 2004, Drazaven Zavod Za Statistika, Üsküp).
Belediyede görevli personel sayısı 36’dır. Çede Filipovski okulunda 24 öğretmen, 3 tane hizmetli görev yapmaktadır.
Kasabada 2’şer çamaşır ve elektrik tamirhanesi, 2 demirkapı yapım atölyesi, 2 oto yıkma ve tamir dükkânı, 20 kafe, 1 birahane, 1 radyo istasyonu, 3 terzihane, 1 eczane, 4 internet kafe, 2 bijuteri, 4 berber, 10 çayhane, 2 lokanta, 1 kırtasiye, 4 pastane, ayrıca geleneksel sanatları devam ettiren atölyler bulunmaktadır (Fotoğraf 2.28, 2.32, 2.11, 2.12, 2.13). Bu işyerlerinde ortalama ikişer üçer kişi istihdam edilmektedir. Kafe sayısının fazlalığı ise işsizlik oranın yüksek olduğunu göstermektedir.

Fotoğraf 2. 11. Demirci atölyesinden bir görünüm.

Fotoğraf 2. 12. Semer yapımından bir görünüm.

Fotoğraf 2. 13. Kasabadaki oto tamir dükkânından bir görünüm.
Selamet Kültür ve Yardımlaşma Derneği ve sivil toplum kuruluşu kapsamında değerlendirebileceğimiz Milenyum adlı bir kuruluş bulunmaktadır.

2.3.7. Nüfusun Yönetim Temsil Durumu


Makedonya 1991 yılında bağımsızlığını kazanmış parlamenter sisteme sahip genç bir cumhuriyettir. Devlet kurumlarının işlerliği zaman içerisinde kökleşeceği, gelişeceği beklenmektedir. Etnik yapının Makedon, Arnavut, Türk ve diğer unsurlardan oluşması yönetimde birtakım sorun ve zorluklara neden olmaktadır.
13 Ağustos 2001 Ohrid Çerçeve antlaşması maddelerine göre yerleşim birimlerinde % 50’lik nüfusa sahip etnik unsura bayrak, % 20’lik paya sahip etnik unsurlara resmi yazışmalarda dil serbestliği tanınmaktadır[78]. Böylece Türkler yoğun olduğu yerleşimlerde belediye yönetimlerini kazanabilmektedirler. Çok partili hayata geçişle birlikte Arnavut Makedon ve Türk milliyetçiliğini temel alan partiler kurulmuştur. Burada yaşayan Türk nüfus ise Türk Demokrat Partisi’ni kurarak siyasal hayata katılmıştır. Bu partinin kasabada da bürosu vardır (Fotoğraf 2.14). Daha sonra ikinci bir Türk partisi kurulmuştur. Türk Parti sayısının artmasıyla Makedonya siyasetinin ihtiyacı olan Türk nüfusunun temsili azaltılmış olmaktadır. Osmanlı Devleti’nden önce bu sahaları yerleşime açan, bu toprakları küçük bir Orta Asya haline getiren Türk nüfusa Makedonya meclisinin ihtiyacı vardır. Bu şartlarda Türk nüfusunun siyasal çalışmalarında bu tarihi gerçeği göz önünde bulundurmaları, etnik milliyetçiliği referans almamaları gerekmektedir. Siyasal çalışmalarda Gazi Mustafa Kemal Atatürk (Fotoğraf 2. 3) öğretisi bir yol gösterici rehber olacaktır.
Fotoğraf 2. 14. Makedonyalı Türkleri temsil eden Türk Demokrat Partisinin kasabadaki bürosundan bir görünüm.
Şekil 2. 7. Makedonya yerel yönetimleri ve belediyeleri(Kaynak:http:www.google.com.)
2007 yılı itibariyle Makedonya meclisinde üç Türk milletvekili bulunup, bunlardan biri de Raptiştah doğumludur (Şekil 2.7). Aynı zamanda Banisa, Jupa Belediyesi gibi belediyelerin yönetimini Türkler üstlenmektedir.
Türk yöneticilerin diğer unsurlara eşitlikçi, emekçi, yer yer özverili uygulamalarda bulunmaları daha özlü bir ifade ile cumhuriyetimizin temel kazanımlarını, yurttaşlık değerlerini esas almaları bu topraklarda Türk nüfusunun kalıcılığı gereklerinden biridir. Kasabada ikinci sayısal konuma düşürülen olan Türk nüfusu bir Arnavut parti tarafından yönetilmektedir.
2.3.8. Türk Nüfusunun Sorunları
Günümüz Makedonya’sında bulunan Türk nüfusunun ekonomik, sosyal, kültürel, Türkçenin kullanımı, temsil, eğitim, inanç başta olmak üzere çok çeşitli sorunları vardır. Balkanlarda bulunan Türk nüfusunun sorunları başlı başına araştırma konusu olacak hacme sahiptir. Osmanlı Devleti’nin son iki yüzyıllık tarihi süreci içinde Balkanlar ve Kafkaslarda 5 milyon Türk’ün etnik ve dini soykırım sonucunda kaybedilmesi bu konuda önemli bir veridir[79].
Bu yerleşim biriminde Türklerin öncelikli sorunu olan işsizlik göçlere neden olmaktadır. Devlet kurumlarında personel temininde Türklerin nüfuslarıyla orantılı alım yapılmamakta, etnik ayrımcılık yapılmaktadır. Arnavut milliyetçilerin büyük Arnavutluk, Makedonların büyük Makedonya istekleri çerçevesinde yapılan uygulamalar Türk nüfusu mağdur etmektedir.
Raptiştah Kasabası’ndaki Türk nüfus oranı Arnavut milliyetçilerin hileli tutumlarıyla ikinci duruma düşürülmüştür. Şöyle ki kasabanın yakın çevresinde yer alan Arnavut köyleri belediyeye bağlanmıştır. Makedonya’da belediyelere işçi alımlarında öncelikli olarak Arnavut, Makedonlar yerleştirilmekte, Türk nüfusu anayasal haklarından mahrum bırakılmaktadır.
Makedonya’da bulunan Türk nüfusu daha çok kırsal sahlarda dağılış göstermektedir. Kırsal alanlarda eğitim imkânlarının kısıtlı olmasından Türkler yeterli düzeyde eğitim alamamaktadır. Kasabada lisenin olmaması gençlerin eğitimlerini olumsuz yönde etkilemektedir. Eğitim dili konusunda da sorunlar yaşanmaktadır. Öğretmen sıkıntısı vardır.
Türkler siyasal sahada yeterli seviyede temsil edilmemektedir. Böylece Türklerin sorunları yetkili devlet kurumlarına iletilememektedir.
Türk nüfusun yoğun olduğu yerlerde anayasal bir hak olan Türkçenin kullanılmasında sorunlar çıkartılmaktadır.
Osmanlı Devleti zamanında Türklerin yaptıkları eserler günümüzde yıkılmakta, kasıtlı olarak ilk hali bozulmakta, ismi değiştirilmektedir. Bazı sözde akademik çevreler Osmanlı eserlerini kendilerine mal etme gayretleri görülmektedir. Osmanlı eserlerinde Türkçe yazılı tanıtım levhaları bulunmamaktadır.
Genç nüfus alkol, uyuşturucu gibi zararlı alışkanlıklara karşı bilinçlendirilmemektedir. Türklerin kimliklerini devam ettirmeleri, kültürlerini yaşamaları, inançlarını sürdürmeleri konusunda da sorunlar vardır.

2.3.9. Nüfusun Etnik Yapısı


Balkan ülkelerinin nüfusu birçok etnik unsurdan oluştuğu için nüfus sayımlarında etnik nüfusun sayısı da tespit edilmektedir. 1994 yılı verilerine göre Raptiştah’ın nüfusun etnik dağılım yüzdeleri şöyledir: % 47.7 Arnavut, % 38.2 Türk, % 13.5 Makedon Hıristiyan şeklindedir (Şekil 2. 8)[80].
Etnik unsurların sayısal değerleri ise 1994’te 1.135 Makedon Hıristiyan 4.028 Arnavut ve 3.211 Türk nüfus olarak saptanmıştır. Diğer bir ifadeyle 2002 verilerine göre % 51.1 Arnavut, % 36.5 Türk, % 11.9, Makedon nüfus şeklinde dağılım göstermiştir (Şekil 2. 9). 2002 verilerinin sayısal değeri: 1.025 Makedon, 4.391 Arnavut ve 3.132 Türk nüfus şeklindedir. Bu iki yılın verileri incelendiğinde Türk ve Makedon nüfusunun bir miktar azaldığı buna karşın Arnavut nüfusun ise arttığı görülmektedir.
Şekil (2. 8.) . 1994 yılı verilerine göre Kasaba nüfusunun etnik durumu. (Kaynak: Makedonya Belediye Verileri ve İndikatörler, Devlet İstatistik Kurumu, 2004, Drazaven Zavod Za Statistika, Üsküp).
Şekil (2. 9.). 2002 yılı verilerine göre Kasaba nüfusunun etnik durumu. (Kaynak: Makedonya Belediye Verileri ve İndikatörleri, Devlet İstatistik Kurumu, 2004, Drazaven Zavod Za Statistika, Üsküp).
Makedonya’da yüksek doğurganlık eğilimi gösteren Arnavut nüfusun batıda ve kuzeyde özellikle Polog Ovası’nda yoğunlaştığı görülmektedir. Bu durumun doğal sonucu olarak Batı Makedonya’da Arnavut nüfusun daha da artması tahmin edilmektedir. Bu konunun gelecekte yönetimde sıkıntılara yol açma ihtimali vardır. Yapılan nüfus sayımlarındaki sonuçlar genellikle tartışmaya açıktır. 1994 ile 2002 sayımları değerlendirildiğinde Arnavut nüfusun, Polog Ovası’nda olduğu gibi artış kaydettiği anlaşılmaktadır. Türk nüfusunda ise önemsiz bir artış olduğu durağanlaşma eğilimi gösterdiği görülmektedir.

2.3.10. Nüfusun Ekonomik Alanda Etnik Durumu


Makedonya Devleti çeşitli etnik unsurdan meydana geldiği için ekonomi, çalışma alanındaki etnik nüfus verileri de belirlenmektedir. 2002 yılı verilerine göre çalışan nüfus oranı % 30.1’dir. Makedonların çalışma oranı % 60.2, Türk nüfusun % 29.3, Arnavut nüfusun % 22.5, Sırp ve diğerlerinin % 33.3 şeklindedir. Bütün etnik grupların çalışma oranlarının yükseltilmesi, Makedonya Devleti’nin genel ekonomik yapısındaki iyileşmelere bağlı olduğu bilinen bir gerçektir.
İşsiz nüfusun oranı % 46.7’dir. Bu oran içinde oranı Makedonların % 48.5, Arnavutların değeri % 39.3, Türklerin oranı ise % 52.9’dur. Bu değerlerde Türk nüfusun işsizlikteki oranını yüksek olduğu; buna gerekli çözümlerin bulunması, iyileştirme yoluna gidilmesi gerekmektedir.

2.4. Nüfus Dağılışı ve Yoğunlukları

Bir yerde yaşayan nüfusun söz konusu alana bölünmesiyle aritmetik nüfus yoğunluğu elde edilmektedir[81]. Kasabada 1994 yılındaki aritmetik nüfus yoğunluğu 142.6 iken bu değer az bir miktar artışla 2002’de 145.5 olarak tespit edilmiştir.
Türk nüfusu diğer etnik gruplardan farklı olarak çok değişik sahalarda dağılış göstermektedir. Örneğin Yukarı Polog Ovası’nda Arnavut nüfusu, Üsküp’ün doğusunda Makedon nüfusun yoğun olduğu görülmektedir.
Aritmetik nüfus yoğunluğu arazi ile nüfus arasındaki ilişkiyi açıklamakta yetersiz kalmakta, ortalama bir fikir vermektedir. Bu nedenle nüfus ile arazi arasındaki ilişkiyi açıklamak için fizyolojik nüfus yoğunluğu ve tarımsal nüfus yoğunlukları kullanılmaktadır. Toplam nüfusun tarım alanına bölünmesiyle fizyolojik nüfus yoğunluğu elde edilmekte, toplam nüfus ile tarım arazisi arsındaki ilişkiyi kısmen de olsa açıklamaya yardımcı olmaktadır.
Çiftçi nüfusun tarım arazilerine bölünmesiyle elde edilen fizyolojik nüfus yoğunluğu 2002 yılı verilerine göre 1.299 olarak bulunmuştur. Bu yoğunluk hesaplanırken tarım yapılmayan ancak ekonomiye katkısı olan çayır mera orman alanları dâhil edilmemesi gibi sakıncaları vardır. Aynı zamanda ulaşım endüstri ticaret turizmde hesaba dâhil edilmemektedir. Ülkenin batısında yer alan Polog Ovası nüfusun yoğunlaştığı belli başlı alanlardan biridir. Bu sahada bulunan nüfus Polog Ovası’nın güney ucunda Gostivar, kuzey ucunda Tetova (Kalkandelen) ve Şardağı eteklerine kurulmuş irili ufaklı yerleşim birimlerinde bulunmaktadır.
Kasabanın zirai nüfus yoğunluğu ise 2002 yılı verilerine göre 166 olarak hesaplanmıştır. Toplam çalışanların içerisine çiftçilikle uğraşanların payı % 19.3 olduğu düşünülür ve çiftçi sayısının tam olarak bilinmemesi göz önünde bulundurulsa zirai nüfus yoğunluğu hesabının da yetersiz yönlerinin olduğu görülür.

2.5. Yerleşme


Polog Ovası’nın verimli toprakları ve Şardağı etekleri çok uzun zamandır yerleşme sahası olmuş alanlardandır. Raptiştah Kasabası, Polog Ovası’nda en eski yerleşim alanlarından biridir[82]. Elimizdeki verilere göre Raptiştah’ın ilk sakinleri sayılabilecek Romalılar eskiden halkın yayla adını verdiği Şardağı üzerindeki otlak sahada hayvancılıkla uğraşmaktaydı (Fotoğraf 2.15, 2.37). Daha sonra ise kasabanın kuzey yönü çıkışında bulunan Topoşnisa kaynak suyu çevresine gelip yerleştikleri tahmin edilmektedir.
Türklerin Anadolu’dan Raptiştah yerleşim birimine gelişleri xv. yüzyılın ikinci yarısında itibaren olmuştur. Raptiştah adı ilk defa 1452-1453 yılında Kalkandelen Vilayeti için tutulan tahrir defterinin 126, 127 ve 129 nolu sayfalarında geçmektedir[83].
1951 yılında Raptiştah Potok, Cami, Sipahi, Galata olmak üzere dört mahalleden oluşan bir Türk köyü durumundaydı[84]. Bugün ise Galata Köyü ile birleşmiş Pazar Yolu’na doğru gelişim göstermiş ve güneybatıdaki Zubovtsa Arnavut Köyü ile birleşecek konumda büyük bir kasabaya dönüşmüş durumdadır.
Raptiştah Kasabası’nın ilk imar planı 1997 yılında yapılmıştır. 1997 yılında kasabanın yerleşim alanı 8500 m² olarak ölçülmüştür[85]. 1997 planı ile bugünkü durum kıyaslandığında kasabanın gelişim gösterdiği yerleşim alanının genişlediği, yerleşim dokusunun sıklaştığı görülmektedir. Bu yapılaşmanın 1971 yılından sonra hızlandığı gözlenmiştir. Kasabanın doğusunda yer alan ova, kuzeybatı tarafta bulunan Raptiştah Deresi kuzeybatı yönünde ve batıdaki Şardağı eteğine doğru bir gelişim, yayılma gösterdiği ortaya çıkmaktadır. Ancak bu gelişim modern anlamda şehircilik anlayışından uzaktır. Kasabanın ortasından geçen ana cadde oldukça dar, sokakların kaldırımları eksik, sokaklar karmaşık ve düzensizdir (Fotoğraf 2.16, 2.29). Kanalizasyon alt yapısı sadece bir mahalle ile sınırlıdır.
Fotoğraf 2. 15. Kasaba halkının yayla adını verdiği hayvancılık faaliyetinin yürütüldüğü Şar Dağı’nın yüksek kesiminden bir görünüm.
Kasabaya, Gostivar yönünde yani Yukarı Banisa, güney yönünden girdiğimizde Raptiştah Kasabası’ndan Toplitsa Arnavut Köyü’ne giden anayol (Fotoğraf 2.23) yani ana caddeyle karşılaşılmaktadır. Tamirhane, kafe, ahşap işleme atölyeleri, birahane, dükkân, bakkal gibi fonksiyonel yapıların olduğu ana cadde eski zamanlarda Pazaryolu’nun üstlendiği Raptiştah’ın en canlı yeri olma özelliği taşır. Güneyden anayol ile Kasabaya ulaşıldığında kuzeybatı istikamette Arnavut Zubovtse Köyü Yolu görülür. Ana cadde üzerinden ilerlendiğinde batıya açılan Hacı Ahmet Cami Sokak gözlenmektedir. Bu sokak batıya doğru Okul Yolu Sokak ile birleşmektedir Burada Anadolu’dan ilk gelen aile Çaprazlar oturduğu için Çaprazlar Mahallesi adını almıştır. Kanalizasyon altyapısının olmadığı bu kesimde evler genelde iki katlıdır.
Hacı Ahmet Sokak ile okul yolunun birleştiği yerde Tsaparkoytsa Çeşmesi bulunmaktadır, bu çeşme eski zamanlarda köyün iki büyükbaş hayvan sürüsünden birinin toplanma, su içme alanı idi (Fotoğraf 2.18).
Bu çeşme çevresinin, köyün ilk kurulduğu alanlardan biri olması olasılığı da vardır. Hacı Ahmet Cami Sokak’ı batı yönünde Eski Bağlarla irtibatlıdır. Önceleri burada üzüm bağları yer almaktaydı. Bugün ise bu sahada bahçeli evler yer almaktadır.
Fotoğraf 2. 16. Kasabanın dar sokaklarından bir görünüm (Çingene Sokak).
Okul Yolu Sokağı üzerinde kasabanın tek ilkokulu Çede Filipovski binası vardır. Bu yol Raptiştah ana caddeye paralel ilerleyerek, Çingene Sokak ile kesişmektedir. Eskiden burada Çingeneler ikamet etmekteydi.

Fotoğraf 2. 17. Hacı Ahmet Cami’nin ilk hali(sağda) ve günümüzdeki(solda) durumundan bir görünüm.
Çingene Sokağı kesip kuzey yönünde devam eden Okul Yolu Sokak kasaba ana caddesinden gelen ve bir ucu Dağ Yolu’na diğer ucu Hıristiyan Makedonların yaşadığı Tırgaçlar Mahallesine ulaşmaktadır. Galata Yolu Sokak ya da diğer adıyla Dom Sokak üzerinde Makedon dilinde kültürevi adı verilen Dom[86] binası vardır.
Çingene Sokak ile Dom Sokak arasında Raptiştah Ana Caddesi’nin iki tarafında Makedon Hıristiyan Bırbuş ve Simyan aileleri yaşamaktadır. Bu alanda Aya Atanasi Büyük Kilisesi yer bulunmaktadır (Fotoğraf 2.21). İlk yapılış tarihi bilinmeyen kilisenin 1925 yılında inşaa edildiği tahmin edilmektedir. Kiliseye ait küçük mezarlıkta I. Dünya Savaşı’ndan kalma bir Alman askerinin mezarı vardır. Bu kiliseyi dönemin Gostivar’dan sorumlu komutanı kendisi yaptırmış, katkıda bulunmuş açılışına katılacağını aksi halde yaverini göndereceğini belirtmiştir. Bu bilgi halen hayatta olan bir Hıristiyan Makedon olan Kara Branko adlı şahıstan mülakat yoluyla elde edilmiştir. Aynı şahıs Türkler hakkında olumlu düşüncelerde aktarmıştır. Bu olay Anadolu Türkmen Yörüklerinin bu yerleşim biriminde yaptıkları laik uygulamalara bir örnektir.
Fotoğraf 2. 18. Tsaparkoytsa çeşmesinden bir görünüm.
Bu durum Türkmen Yörüklerinin Türk kültüründe bulunan ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün cumhuriyet devrimleriyle ortaya çıkardığı laiklik ilkesini yıllar önce gittikleri yerlerde uyguladıklarını göstermektedir. Bu alanda kilisenin kiraya verdiği dükkân mülkler ve şahıslara ait dükkânlar vardır. Burada fırın, fotoğrafçı, terzi ve bakkallar vardır.


Fotoğraf 2. 19. Cami mahallesinden bir görünüm(Cami Mahallesi).

Fotoğraf 2. 20. Tipik Türk mezarlarından bir görünüm.
Fotoğraf 2. 21. Aya Atanasi Büyük Kilisesi’den bir görünüm.
1994 yılında yapılan imar planında görülen Dom Sokak devamındaki yol bugün meskenler yapılması neticesinde kaybolmuştur (Fotoğraf 2.22). Dom Sokak batı yönünde Okul Yolu Sokak, Dom Sokağı kestikten sonra kuzey batı yönde Tırgaçlar Mahallesi’ne ulaşılmaktadır. Burada iki katlı evler, otluk, samanlık, tavuk kümesi, arılık gibi yapılar ile eklentileri vardır. Buradaki birkaç aile kendi İhtiyaçlarını karşılamak üzere tavuk, domuz beslemekte, aynı zamanda evlerinin önünde domates, biber, fasulye gibi kendi ihtiyaçlarını karşılamak üzere ekim de yapmaktadırlar (Fotoğraf 2.26). Bu mahallenin, Raptiştah Deresi boyunca ilerleyeceği beklenmektedir (Fotoğraf 1.12).
Dom Sokak, PTT karşısındaki güneybatı istikametinde Koka Sokak ile birleşmektedir.
Dom Sokak’tan devam eden ana cadde üzerinde ilerlendiği vakit ilk çatala varmadan önce belediye binası, kafe, dinlence yerleri vardır. Bu mekânlara verilen isimler oldukça dikkat çekicidir. Gurbetçilik yapan halkın yurt dışında çalıştıkları yerlerin adlarını verdikleri görülmektedir (Fotoğraf 2.28). Paris, Verena, Dallas gibi isimler Türkiye’de görülen Batı hayranlığının ürünü olan yabancı kelimelerin kullanıldığı tabelalarının aksine, gurbetçiliğin bir yansımasıdır.
Raptiştah Ana Caddesi’nden, kuzeybatı yönünde giden çatala PTT Sokak denmektedir. Bu sokak Raptiştah Deresi üzerindeki köprüye kadar devam edip, Hıristiyan Makedon Köyü Galata Köyü’ne ulaşmaktadır (Fotoğraf 2.10). Bu alanda PTT binası, kafe, dükkân, telefon bayii, dişçi bulunmaktadır (Fotoğraf 2.49). Ayrıca bu sokak üzerinde altta taş temel üzerinde ahşap karkas mesken[87] tabir edilen ve karkas araları kerpiçle doldurulmuş samanlıklara ve oldukça modern görünümlü evlere rastlanmaktadır (Fotoğraf 2.41, 2.29).
Kasabanın Ana Caddesi üzerinden kuzeydoğu yönünde devam edildiğinde Yeni Cami’ye ulaşılmaktadır (Fotoğraf 2.30). Bu alan, Raptiştah’ın merkezi kabul edilmekte, Lüş Sokak PTT Sokak ile birleşerek bir ada oluşturmaktadır. Bu ada ve çevresinde börekçi, dükkân, kafe, birahane, çeşme, çayhane, kahvehane gibi yapılar bulunmaktadır (Fotoğraf 2.28).
Veis Mahallesi, kasabanın kuzey doğusunda Hacı Ahmet Cami Sokak karşısındadır. Veiz Sokak ana cadde ve doğudaki tarihi Pazaryolu ile irtibatlıdır. Bu sokaktan güneydoğu yönüne doğru Salko Sokak yer almaktadır. Salko, Salih adının kasaba halkı tarafından bozulmuş şekliyle söylenişidir. Veiz Sokak üzerinde güney istikamette uzanan iki sokak daha vardır. Bunlardan ilki Tukul Sokak diğeri ise Sefo Sokak’tır, aynı zamanda tüm bu sokaklar Veiz Mahallesi’ne açılmaktadır. Bu mahallede Reçanlı, Veiz, Salihler, Sefolar ve diğer aileler yaşamaktadır. Veiz Sokağın, Pazaryolu’na ulaştığı yerde Küçük Mezarlık, diğer adıyla Lopaş Mezarlığı vardır. Bu mezarlığın karşısında Ova Yolu’nun hemen doğu kıyısında Cami Mezarlığı yer almaktadır. Raptiştah Kasabası’nda 4 Türk Mezarlığı (Fotoğraf 2.20, 2.38) ve 1 tane Hıristiyan Mezarlığı bulunmaktadır. Mezarlar Türk kültürünün temsili bakımından çok önem taşımaktadır. Mezar taşları şekilleri Türklere özgü olup, bazılarının üzerinde Türk bayrağını temsil eden ay yıldız sembolleri vardır (Fotoğraf 2.38).
Veiz Sokağa paralel ana cadde üzerinde Çingene Sokağın tam doğusunda Pazaryolu’na inen sokak karşısında Makedon dilinde dere anlamına gelen Potok[88] Sokak vardır. Potok sokak ile Veiz Sokak, Golgan Sokak vasıtasıyla kuzey-güney istikametinde ilerleyerek birleşmektedir. Ana cadde ve bu üç sokağın oluşturduğu dörtgende Salko, Karabatak, Gogo aileleri yaşamaktadır.
Fotoğraf 2. 22. Kasabanın uydudan görünümü.
Fotoğraf 2. 23. Kasabanın Kuzey çıkışı Toplitsa Arnavut Köyü yolundan bir görünüm.
Fotoğraf 2. 24. Bahçe Duvarları ile çevrilmiş meskenlerden bir görünüm(Eski Bağlar).

Fotoğraf 2. 25. Raptiştah Kasabası ile Hıristiyan Makedon Galata Köyü'nü ayıran Raptiştah Deresi’nden bir görünüm.
Fotoğraf 2. 26. Anadolu’da benzerleri bulunan otluklardan bir görünüm (Tırgaçlar Mahallesi).

Fotoğraf 2. 27. Tırgaçlar Mahallesinde bulunan domuz barınağından bir görünüm.
Potok Sokak ile daha kuzeyde Vakıf Yolu arasında adını Büyük Cami’den alan Cami Mahallesi vardır. Bu alanda görülen Karabatak, Matli, Karahasan Sokakları düzgün bir hatta sahip değillerdir.
Ana cadde üzerinden Cami Mahallesi’ne açılan sokak, Karabatak Sokak adını almaktadır (Fotoğraf 2.33). Bu sokakta bir maket yapım ustası olan İzzet Karabatak’ın evi bulunmaktadır. Makedonya’da tanınan bu Türk, evini bir sanat atölyesi şeklinde düzenlemiştir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve onun kurduğu cumhuriyete olan sevgisini sanatına, eserlerine yansıtmıştır. Çalışmalarında Türk kültürünü vurgulamış, Türklük temasını en baskıcı dönemlerde de devam ettirmiştir. Türkiye’nin meşhur sanat eserlerinin tüm maketlerini yapmakta, yapıtlarını ulusal ve uluslararası sergilerde sunmaktadır. 1985 yılında Atatürk’ün Selanik’te doğduğu evin maketini yapmış ve Türk Genelkurmayı tarafından Ankara’ya davet edilmiştir[89]. Günümüzde de Kasaba Türkleri dükkân ev işyerlerine Türk bayrağı astıkları gözlenmektedir (Fotoğraf 2.8).
Büyük Cami ile Potog’u birleştiren sokak Büyük Cami Sokak’tır. Bu sokağın

Fotoğraf 2. 28. Yurt dışında çalışan Türklerin kafelere verdikleri adlardan bir görünüm.
Fotoğraf 2. 29. Aynı sokak üzerinde bulunan modern ev ile kerpiç, ahşap, taşın birlikte kullanıldığı meskenlerden bir görünüm (Galata Yolu Sokak).
güneydoğu istikametinde yapılar seyrekleşmektedir. Büyük Cami Sokak Pazaryolu ile Karahasan Sokak ile birleşir. Büyük Cami (Fotoğraf 2.35), Kara Mustafa Paşa tarafından, önce mescit şeklinde 1480 yılında inşa ettirilmiştir, yörede en eski bilinen yapılardan Gostivar’daki Saat Cami de dâhil olmak üzere Polog Ovasında yapılmış en eski mescit olduğu tahmin edilmektedir[90]. Avlusunda küçük bir mezarlık vardır (Fotoğraf 2.5).
Fotoğraf 2. 30. Yeni Cami’den bir görünüm.
Fotoğraf 2. 31. Manof Mahallesi’nden bir görünüm.
Fotoğraf 2. 32. Raptiştah ana caddesinin en işlek olduğu PTT Sokak ile Yeni Cami arasından bir görünüm.
Fotoğraf 2. 33. Karabatak Sokak’tan bir görünüm.
Sacayağı şeklinde inşaa edilen camiler zaman içerisinde yıkılmış, yeniden inşaalarında eski halleri dikkate alınmamıştır. Eski imparatorluk dönemine ait tek parça sadece Büyük Cami’nin orta minaresidir (Fotoğraf 2.34).
Fotoğraf 2. 34. Osmanlı Devleti zamanında yapılan Büyük Camiin ilk halinden kalan tek parça orta minareden bir görünüm.
Cami Mahallesi civarında Karahasan, Manof, Vraynko, Çırtma, Neso, Vidin ve diğer aileler ikamet etmektedir (Fotoğraf 2.31). Bu mahalle sakinlerinden Vraynko muhacirleri önce Anadolu’dan Sırbistan’ın Vraynko kentine, oradan da uğradıkları baskı sonucunda Raptiştah’a gelmişlerdir. Diğer bir Türk ailesi Vidinler Romanya’nın Vidin yerleşim biriminden buraya göç etmiş, yerleşmişlerdir.
Karabatak ve Dom Sokak’tan sonra kuzeybatı yönüne açılan ilk çatal kuzeydoğuya yönünde dirsek yapmakta ve PTT Sokak olarak adlandırılmaktadır. Aslında bir meydan olması gereken bu saha trafik ışıkları olmayan dar bir yoldur (Fotoğraf 2.36). Bu yolda kaza olma ihtimali oldukça yüksektir. Ana Cadde üzerinde iki aracın karşılaştıkları vakit geçmekte zorlandıkları gözlenmiştir. Ana caddenin dirsek yaptığı bu yerden Yeni Cami’ye kadar olan saha oldukça işlek hareketli olup, burada eczane dükkân, bakkal, kırtasiye, terzihane, kafe, birahane bulunmaktadır. Yeni Cami’den sonra ana caddenin doğu yönünde Fis Sokak yer alır, bu sokak üzerinde Harmançe yani harman yeri denilen bu alan, eskiden buğday, arpa, fasulye gibi tarım ürünlerinin işlendiği tanelerinin ayrıldığı alan konumundaydı. Bu sokak aynı zamanda Büyük Cami Sokak ile diğer taraftan da güneydoğu istikametinde devam eden Pazaryolu ile birleşen Matli Sokak ile de irtibatlıdır. Matli Sokak doğusunda Pazaryolu’na bitişik Drizo Mezarlığı vardır. Anadolu’nun kırsal alanlarında yaygın kullanılan telaffuz şekillerini bu yörelerde de sıklıkla görülmektedir. İdrisin adını Raptiştah Türkleri Drizo olarak telaffuz etmektedir

Fotoğraf 2. 35. Büyük Cami’den bir görünüm.

Fotoğraf 2. 36. Raptiştah Ana Caddesinin ikiye ayrılığı alandan bir görünüm.
Matli Sokak ile Vakıf Yolu arasındaki Çavuş Mahallesi’nde Çavuş, Malak aileleri yaşamaktadır. Harmanyolun’da ise en eski Türk ailelerinden olan ancak baba tarafından nesli devam etmeyen Fis ailesi yaşamaktadır. Vakıf Yolu’nun Fis Sokak ile birleştiği alanda, Bunarçe Meydanı bulunmaktadır. Bunar Makedon dilinde kuyu anlamına gelmektedir. Bu yerleşim biriminde 1977’den önce halk, su ihtiyacını bu kuyulardan sağlamaktaydı.

Fotoğraf 2. 37. Şar Dağı üzerinde yayla ya da otluk denilen sahada bulunan ev ahır samanlık eklentilerinden bir görünüm.
Vakıf Yolu, kuzeybatı istikametinde ilerleyerek Pazaryolu ile birleşmektedir. Vakıf Yolunun kuzeyinde Vakıf Yolu ile Raptiştah Deresi arasında kalan saha Galata Mahallesi olarak adlandırılmaktadır. Bu mahallede Partallar, Vraynkolar, Lekolar, Muşiçkalar, yaşamaktadır. Vakıf Yolu’nun kuzeybatı istikametinde devam ettiği, Çayırlık yoluna geldiği yerde Çayırlık Mezarlığı (Fotoğraf 2.20, 2.38) bulunmaktadır, bu yolun daha ilerisinde Sipahi Mezarlığı vardır.
Cami Mahallesi, Çavuş Mahallesi, Vakıf Yolu üzerinde yer alan yapıların dokusu sıklaşır, sokaklar düzensizdir (Fotoğraf 2.19)
Fotoğraf 2. 38. Mezar taşlarında Türk kültürünün sembolü hilal ve ayyıldızdan bir görünüm.
Dom Sokak’tan batı yönünde Şardağı’na doğru stabilize yol ile ulaşılan Şardağı düzlüğünde kasabanın Osmanlı Devleti zamanında koyun sürülerinin otlatıldığı “yaylalık” ya da otluk adı verilen yer bulunmaktadır. Bugün bu alanda ev ve ahır samanlık eklentilerinden oluşan 8 tane yapı bulunmaktadır (Fotoğraf 2.37)


2.7. İmar ve Altyapı Çalışmaları


Raptiştah kasabasının imar planı, 1997-1998 yılında yapılmış ve bu plana göre mesken yapımına devam edilmiştir.
Kanalizasyon sistemi kısmı olarak tamamlanmıştır. Hıristiyan Makedonların yaşadığı Galata Mahallesi ile Pazaryolu çevresinin kanalizasyonu mevcuttur.
Kasaba halkı içme ve kullanım suyunu 1971 yılına kadar kuyulardan sağlamaktaydı. Makedon dilinde “bunar”[91] ‘kuyu, anlamına gelmektedir. Günümüzde birkaç tane kuyu aktif halde olup suyun kesildiği zamanlarda kullanılmaktadır. Şebeke suyu kasabaya 1977 yılında verilmiştir. İçimi güzel kasaba suyu, Şardağı’ndaki kaynak sularından almaktadır. Su deposu, Makedon Hıristiyan Galata Köyü’nde bulunmaktadır (Fotoğraf 2.10).

2.8. Meskenler


Balkanlarda ve Makedonya’da bazı yerleşim birimlerinin özellikleri Türkiye’deki yerleşim birimlerinin özelliklerini taşımaktadır. Bu iki ülkede meskenlerinin kullanım alanları, yapı malzeme (Fotoğraf 2.50) ve teknikleri gibi konularda benzerlik görülmektedir. Evler genelde iki katlı, bahçeli şekildedir. (Fotoğraf 2.24, 2.39, 2.40, 2.10, 2.48, Şekil 2.10). Gündelik hayat daha çok birinci katta geçmektedir. Tavan, ahşap (Fotoğraf 2.42) çatı ise dört yana eğimlidir. Odaların tefrişinde, sedir, minder, yastık, kilim kullanılmaktadır. Odalarda giriş kısmını ayırmak için bir seki bulunur. Uzun süre Osmanlı Devleti hâkimiyetinde kalan bu topraklarda, bu özelliklere sahip Türk mimari tarzını yansıtan meskenler yapılmıştır[92]. Türk nüfusunun varlığını devam ettirdiği sahalarda yapılmaya devam edilmektedir (Fotoğraf 2.48). Bunun en tanınmış bilinen iki örneği, tarihi Üsküp’teki yapılarla Ohrid’de görülen evlerdir (Fotoğraf 2.40). Ohrid Gölü’nün kıyısına yapılan meskenler Safranbolu’yu; Vardar’ın doğusundaki hâkim tepelere kurulmuş olan eski Üsküp Bursa, İznik, tarihi İstanbul yarımadasının tüm mimari özellilerini yansıtmaktadır (Fotoğraf 2.39, 2.40).
Raptiştah’ta bilinen ilk evler kerpiçten inşa edilmiştir (Fotoğraf 2.44). Ot, çalı, saman, balçığın tahta kalıplarda şekil aldıktan sonra güneşte kurutulmasıyla elde edilen kerpiç yazın sıcağına ve kışın soğuğuna karşı doğal yapı malzemesiydi. Evlerin damları halkın paprak (eğreltiotu) şamak (saz, kamış) adını verdikleri çalı çırpı ile örtülmekteydi. Daha sonra bu kerpiç evlerle birlikte taş meskenler yapılmaya başlanmıştır. Taş yapı malzemesi kasabının çıkışındaki Toplitsa yolu üzerindeki Gradişte denen taş ocağından çıkarılmaktaydı ( Fotoğraf 2.43).
Taştan yapılan meskenlerde zemin kat ahır olarak kullanılmakta, kışın şiddetli soğuğuna karşı hayvanların ısılarından faydalanılmaktaydı. Bazı evlerde ise evlerde ahır ayrı yapılıp üzerinde samanlık yapılmaktaydı.
Fotoğraf 2. 39. Safranbolu(solda) ve Raptiştah’da bulunan Türk evinden (sağda) bir görünüm.
Fotoğraf 2. 40. Ohrid’de Türklerin inşaa ettikleri tarihi evlerden bir görünüm.
Sosyalizmden önceki dönemde meskenlerin yapımında kerpiçle kalker taşlar birlikte kullanılmıştır. Bu tür kullanım Anadolu’da Erzurum-Kars gibi bazı bölgelerinde devam ettirilmektedir (Fotoğraf 2.41).
Osmanlı Devleti döneminde Anadolu Türklerinin buraya yerleşmesiyle dört odalı inşa edilen evlerin pencereleri odun parmaklıklarla korunmuştur (Fotoğraf 2.45). Odalardan birisi oturma odası olarak kullanılır ve bir abdestlik köşesi yer alırdı. Diğer odalarda birer hamamcık bulunurdu, burada su ısıtmak için bakır kazan bulunduruldu.
Fotoğraf 2. 41. Kasabada bulunan ahşap-karkas mesken örneğinden bir görünüm.
Fotoğraf 2. 42. Kasabda eski Türk evi tavanında bulunan Türk ahşap işçiliğinden bir görünüm.


Fotoğraf 2. 43. Gradişte taş ocağından bir görünüm.



Fotoğraf 2. 44. Kerpiç ve Ahşabın birlikte kullanıldığı samanlıktan bir görünüm..

Bu evlerin tavanları ise kayın ve Yela (kızılağaç) odunuyla kapatılmaktaydı. Sulak alanlarda yetiştirilen Yela ile birlikte yabani kavak ve değişik kavak cinsleri kullanılmaktaydı
Bu meskenlerin etrafına bir duvar örülmekte yani avlu içine alınmaktaydı. Türkiye’nin kırsal alanlarında görülen tuvaletin evin dışında yakın bir yerde yapılması Raptiştah Kasabası’nda da vardır (Şekil 2.10 ) .

Fotoğraf 2. 45. Tarım ürünlerini nemden korumak, kurutmak için yapılmış Türkiye’deki serenderlere benzeyen yapıdan bir görünüm.
Günümüzde ise meskenler maddi imkânlara göre inşaa edilmektedir. Genellikle iki ya da üç katlı bu evler tuğladan inşa edilmektedir. Aynı zamanda eski Türk evi modelleri bu evlerde de görülmektedir (Fotoğraf 2.48). Kasabada 1971 yılından sonra yapılaşma hızlanmıştır. Meskenlerin % 20’si 1971 yılından önce, % 80’i ise bu tarihten sonra yapılmıştır.
Yine Türkiye’de ağaç karkas mesken[93] tipi örneklerinin yaygın olduğu Karadeniz Bölgesi’ndeki ev tipleri kasabada da gözlenmiştir.
Fotoğraf 2. 46. Adapazarı merkeze bağlı Çaltıcak Köyü’nde bulunan ahşap-karkas meskenden bir görünüm.
Fotoğraf 2. 47. Raptiştah Kasabası’nda bulunan ahşap-karkas meskenden bir görünüm.







Şekil 2. 10. Balkanlarda yaygın olarak inşaa edilen Tipik bir Türk evi planı.
Adapazarı’na 17 km uzaklıktaki Çaltıcak Köyü’ndeki hartama ev tipinin benzer modeli bu kasabada mevcuttur (Fotoğraf 2.46, 2.47). Çaltıcak’taki bahçeli nizam, tuvaletin evi dışında oluşu, kullanılan malzeme, kullanım alanları gibi özellikler birebir benzemektedir. Önceleri ahşap karkasların arası kerpiç ile doldurulurken şimdi tuğlalar kullanılmaktadır. Fakat az da olsa kerpiç kullanımı devam etmektedir. Ancak samanlık ahır gibi yapılarda karkas araları tamamen kerpiç ile doldurulmaktadır (Fotoğraf 2.44). Eski yapılarda çatılar oluklu kiremitlerle örtülmüştür.
Türkiye’de Karadeniz Bölgesi’nde sıkça rastlanılan serander, kasabada tarımsal üretimin yapıldığı dönemlerde çok sayıda yapılmıştır. Bu yapılarda ahşap kazıklar üzerine ahşap depo olup, zemin katın çevresi açıktır. Burası genelde kışlık odun deposu olarak kullanılmaktadır. Asıl ambar kısımda mısır kurutulup, saklanmaktaydı. Turşu, peynir yağ gibi yiyeceklerde burada korunurdu[94]. Karadeniz bölgesinden 1450’lü yıllardan itibaren giden aileler serende, eklenti yapılarını bu kasabada da yapmışlardır. Bu eklenti biçiminin tek örneğine Büyük Cami Mahallesi’nde rastlanmıştır.
Fotoğraf 2. 48. Yeni yapılan ve Türk evlerine benzeyen meskenden bir görünüm (Potog Mahallesi).
Fotoğraf 2. 49. Galata Yolu Sokağı üzerinde bulunan eski ve yeni yapılardan bir görünüm.

Fotoğraf 2. 50. Kasabada meskenlerde kullanılan kerpiç, tuğla, briket, oluklu kiremit malzemelerinin birlikte kullanıldığı duvardan bir görünüm.

Fotoğraf 2. 51. Kasabanın Toplitsa yolu üzerinde bulunan ahşap işleme atölyesinden bir görünüm.
Yer yerde bu serende eklentisi görevin için inşaa edilen benzer yapılar samanlık otluk ve tarımsal aletlerin muhafaza edildiği depo ile birleştirildiği görülmüştür (Fotoğraf 2.45).




III. BÖLÜM


Ekonomik Faaliyetler


3.1. Tarım


Kasabada 661 hektar arazide yürütülen tarımsal faaliyetlerin (Fotoğraf 1.3, 1.4). istihdamındaki payı % 19.3’tür[95].
Geçmişteki tarımsal üretim, canlılık günümüzde gözlenmemektedir. Ancak geçmiş dönemlerde özellikle Osmanlı Devleti’nin yöreye gerçek anlamda yerleşmesiyle Raptiştah bir tarımsal üretim merkezi haline gelmiştir. Gerçekten de Balkanlar’ın tamamında Anadolu Yörükleri tarım alanında model olmuştur. Osmanlı Devleti döneminde, toprağın boş kalmamasına özen gösterilmiş, bu arazilere Anadolu Türkleri ve Makedon Hıristiyanlar yerleştirilmiştir. İklim koşullarının ekstrem değerler gösterdiği, tutunulması güç kıraç arazilerde Türkler oldukça başarılı olmuşlardır[96]. Günümüzde de Üsküp yakınındaki Yukarı Jupa çevresinde Ali Rıza Beyin ikamet ettiği Kocacık ve çevresindeki Türk nüfus, zor hayat şartlarına rağmen bu topraklarda yaşamlarını sürdürmekte ziraat ve hayvancılıkla uğraşmaya devam etmektedirler.

Fotoğraf 3. 1. Tütünün kasabaya at arabası ile taşınmasından bir görünüm.
Fotoğraf 3. 2. Tütün tarlasından bir görünüm.
Bu yerleşim biriminde Türk nüfusunun arttığı 1500’lü yıllarda tütün, mısır, kavun, karpuz, arpa, buğday ekimi yapılan tarlalara erik armut gibi meyve ağaçları da dikilmekteydi. Tarım uğraşısı kasaba halkı için hayvancılıkla birlikte temel geçim kaynağı olmuştur.
Ticari değeri taşıyan tütün (Fotoğraf 3.2) kırk dönümlük tarlalarda mısır, buğday, arpa, bostan, fasulye ile karışık ekilmekteydi. Bunlara ilaveten elma, erik gibi meyve ağaçları da bu tarlalarda dikilmekteydi. Araziden yüksek verim elde edilirdi. Gostivar’dan önce Raptiştah’ta da kurulan Pazar da bu tarımsal ürünler Polog Ovası halkına yani Debreşe, Gostivar, Toplitsa, Negotin yerleşim birimlerinden gelen alıcılara sunulmaktaydı. Yörenin en büyük pazarı Pazaryolu mevkiinde kurulmakta ve tezgâhlardaki çok çeşitli peynir türleri dikkat çekmekteydi. yöre halkının tercih ettiği ün salmış Kosova’dan getirilen İzmir tulum peynirine benzeyen, bir özel peynir türü olan “kuvvetli peynir” de satışa sunulmaktaydı.
Anavatanı Amerika olan tütün bitkisi [97] Raptiştah Ovası’nın killi toprakları ile iyi derecede uyum sağlayan yoğun emek isteyen bir tarımsal ürün olmuştur (Fotoğraf 3.3). Bu endüstri bitkisinin yaprak gelişimi tamamlamasının ardından, yapraklar toplanmakta, kurutulmak için kasaba merkezine getirilmekteydi (Fotoğraf 3.1). Sonra bu bitki yaprakları duvarlara asılır, yerlere serilir, kuruması beklenirdi (Fotoğraf 3.3, 3.4). Tütün, devletin tekel fabrikalarına verilmekteydi. Bu dönemlere ait birçok belgeye kasaba ve çevresinde halen rastlanmaktadır (Ek 1.). Devlet destekli olduğu için bu ürün ticari değeri yüksek bir tarımsal ürün olmuştur. Halkın işlemesi pazarlaması ise yasaklanmıştır. Bu yasağı ihlal edenlere ağır cezalar verilmekteydi. Geçmişte ve günümüzde Makedonya’da sigara içme oranın oldukça yüksek olduğu gözlenmiştir. Kasaba halkı, tütün ihtiyacını karşılamak için zeminin, toprağın altına açtıkları dehlizlerde gece vakti tütün kesme makineleriyle bu bitkiyi işleyip, kesmekteydiler.

Fotoğraf 3. 3. Tütünün kurutulmasından bir görünüm.

Fotoğraf 3. 4. Tütünün kurutulmasından bir görünüm.
Fotoğraf 3. 5.Yonca tarlasından bir görünüm.
Geleneksel metotlarla üretilen tütünle yöre halkının ihtiyacı karşılanmakta aynı zamanda az da olsa büyük kent merkezlerinde de pazarlamaktadır.
Eskiden otla denilen tütün tohumu kullanılırken günümüzde ise maya ve oryantal adı verilen tütün tohumları tercih edilmektedir. Tütün tarımını gerçek anlamda, yöre halkına öğreten kişinin Trabzon’dan gelen ve bir din bilgini olan Ali Efendi olduğu bilgisine ulaşılmıştır.
Buğday ekmek ihtiyacı için ekilip, Raptiştah Deresi üzerinde bulunan su değirmeninde öğütülmekteydi (Fotoğraf 3.6).
Arpa yöredeki koyun ve büyük baş hayvanların yemlenmesinde kullanılmaktaydı. Mısır ise kısmen gıda ve hayvan yemi (Fotoğraf 3.5) için ekilmekteydi. Buğday, arpa ve mısır günümüzde az da olsa ekilmeye devam edilmektedir (Fotoğraf 3.7).
Raptiştah Ovası’nda yetiştirilen kavun, karpuz ise tüm Balkanlarda meşhur olmuştur. Oldukça lezzetli olan bostanlar Üsküp girişindeki Yahudi tüccarlara satılmaktaydı.
Üzüm ve erikten hoşaf, kışlık reçel elde edilmekteydi. Raptiştah’taki Hıristiyan Makedonlar erikten çok aranan kıymetli erik rakısı yaparken Müslüman halk ise üzümden
Fotoğraf 3. 6. Raptiştah Deresi üzerine kurulu su değirmeninden bir görünüm.
Fotoğraf 3. 7. Mısır koçanlarının kurutulmasından bir görünüm.
sirke, pekmez yapmaktaydı.
Sosyalizm ile birlikte tarım önemini yitirmeye başlamıştır. Sosyalizm döneminde vakıf arazileri kooperatife dönüştürülmüştür. Bugün ise bu arazileri şahıs veya devlet kurumları ve belediye tarafından işletmektedir. Makedonya devleti bu arazilerin amacına uygun olarak işletilmesine gerekli özeni daima göstermiştir. Bugün kasabanın bu vakıf arazisi, belediye ve muhtarlık işbirliği ile işletilmektedir. Tarımsal ürünlerin ticari değeri azalmış, artık araziler yer yer ekilememeye başlanmıştır.
1990’lı yıllara gelindiğinde tarlalar miras yoluyla bölünerek küçülmüştür. Türk ailelerin ortalama arazi varlıkları, aile başına 12.500 m²’dir.
Toprağın Türk nüfusunu geçindirememesi sebebiyle, 1990’lı yıllarda da gurbetçilik devam etmiştir. Çiftçiden alınan vergilerin, temel girdilerin, benzinin pahalılığı çiftçiyi zor durumda bırakmıştır. Raptiştah’da özel sektör ve devlete ait kooperatifler vardı[98]. Kasabanın kanalizasyon alt yapısının olmaması, temizlikte kullanılan kimyasallar, Mavrova’da yapılan yapay gölünün ortam şartlarını etkilemesi, iklim değerlerinde görülen değişimler ve ürünün gelir getirmemesi gibi etkenlerle tarım eski önemini yitirmiştir. Yukarı Vardar Ovası yani Polog Ovası’nda, Makedonya genelinde, hasat yapıldıktan sonra kolay sürüm için anızlar yakılmaktadır (Fotoğraf 3.12). Türkiye’de kanunla yasaklanan toprağın doğal dengesini bozan, orman yangınlarına neden olan bu yanlış uygulamanın önlenmesi gerekmektedir. Polog Ovası’nda endüstrileşme ile birlikte toprağın kirlendiği, ağır metallerin biriktiği, fabrikaların arıtma tesisleri olmadığı için, doğal çevrenin sürekli olarak kirlendiği görülmektedir. Yapılan alan çalışmasında, tarımsal üretimin çok yavaş da olsa yeniden canlanmaya başladığının işaretleri görülmüştür. Bu durumun bir somut örneği kasabanın kuzey batısında, Raptiştah Deresi tarafında Hıristiyan Makedon ailesi yani Tırgaçların bahçelerinde ihtiyaçlarını karşılamak üzere sebze üretimi yapmalarıdır (Fotoğraf 2.26, 2.27).
Türkiye ile Makedonya tarım alanında işbirliğine gitmekte, proje çalışmaları yapılmaktadır. GAP bölgesini inceleyen Makedonyalı yetkililer, bu proje benzerinin ülkelerinde de yapılmasını talep etmişlerdir. Böylece Makedonya’da Vardar Vadisi projesi için anlaşma imzalanmıştır. Bu proje çerçevesinde 16 baraj, kanal, taşkından korunma için setler, sulama, içme suyu tesisleri, su arıtma, otoyol yapımı hedeflenmektedir. Ayrıca Türk Kızılay’ı bölgede yoksullukla mücadele çerçevesinde 80 tane sera kurmuştur



3.2. Hayvancılık


Kasabada tarımla birlikte yürütülen hayvancılık faaliyeti, geçmişe kıyasla canlılığını yitirmiştir. Bu iki geçim kaynağının birlikte, kasaba ekonomisine katkısı % 19.3’lük bir paya sahiptir. Raptiştah Kasabası’nın 85 hektar mera alanı mevcuttur[100]. Hayvancılık, Raptiştah’ın ilk sakinleri sayabileceğimiz Romalılara kadar uzanan, oldukça köklü bir faaliyettir. Roma döneminde yaşayan halk, yayla denilen Şardağı yükseklerindeki düzlük otlak sahalarda hayvancılıkla uğraşmaktaydı (Fotoğraf 2.37, 1.14,1.16).
Tsendra Köyü’nden Raptiştah’a göç eden 12 haneli oldukça zengin Aruç ailesinin 1271’li yıllarda çiftlikleri bulunmaktaydı. Yine yirmi iki haneli Luş ailesinin de, binlerle ifade edilen koyun sürüleri vardı. Bu aileden İslam Kâhya adlı şahsın Şardağı’nda koyun besiciliği yapmaktaydı. Bir zaman ahırının kundaklanan İslam Kâhya’nın bu yangında Yayla mevkiindeki koyunların yağları kilometrelerce aşağıya akmıştır. Ayrıca Ortodoks Makedon Pravoslar ailesinin dedeleri, çok zengin idi. Aynı zamanda büyükbaş hayvanları olan bu aile yolculara süt ikram ederlerdi[101]. Raptiştah halkının geçmişteki bu konuksever kültürleri bugünde devam etmektedir. Misafirperver, konuksever anlamı taşıyan Gostivar[102] ve Raptiştah halkı, Türk kültürünün bu önemli özelliğini bugünde sürdürmektedir.
Fotoğraf 3. 8. Tırgaçlar Mahallesinde kovanları korumak için düzenlenmiş yapıdan bir görünüm.
Osmanlı Devleti döneminde, her ailenin ortalama bir ineği bulunmakta, böylece evin süt, yoğurt, peynir, tereyağı ihtiyacı karşılanmaktaydı. Koyun yününden giysiler örülmekte, kilim halı dokunmaktaydı. Raptiştah halkı tavuk, kaz, ördek, hindi gibi kanatlı türleri yaygın olarak beslemekteydi. Özellikle her evin tavukları olduğu dikkat çekmekteydi. Köyün sığırları, köy çobanı tarafından, dağlık alanlardaki otlaklara çıkarılırdı (Fotoğraf 1.16, 2.37, 2.15). Yaz mevsiminde köyün batısında yani yaylalık mevkiinde, otlak alanda kısır sığırlar, öküzler, boğalar üç ay süresince otlatılırdı. Sütten kesilen koyunlar da yine bu yaylaya götürülürdü. Özellikle Şar Dağları’nın gür otlakları, bol suları, hayvancılık açısından önemli bir potansiyel taşımaktadır. Günümüzde İtalyan şirketleri bir zamanlar işgal için geldikleri Batı Makedonya’nın Şardağı düzlüklerinde şimdi koyun besiciliği yapmaktadır. Osmanlı Devleti döneminde de kırk civarı ailenin, koyun sürüsü vardı. Bu sürüler, Anadolu Yörüklerinin Türkiye’den getirdikleri koyunlardan üremişlerdir. Koyun sürüleri ilkbaharın bitimi, yaz sıcaklıklarının kendini hissettirmesiyle ve otların kurumasıyla yayla mevkiine çıkarılmaktaydı. Yaylacılık[103] adı verilen bu faaliyet eskiden olduğu gibi günümüzde de az da olsa sürdürülmektedir.
Günümüzde üç ailenin koyun sürüsü bulunmaktadır. Kasabada 10 keçi, 10 tavuk ve 15 kovan vardır (Fotoğraf 3.8). Tırgaçlar Mahallesi’nde Makedon Hıristiyanlara ait 20 tane domuz bulunmaktadır (Fotoğraf 2.27).


3.3. Ulaşım


Raptiştah Kasabası eskiden güneydeki yerleşim birimlerini kuzeydeki Kalkandelen, Prizren’e ve diğer ticari merkezlere bağlayan yol üzerinde yer almaktaydı[104]. Günümüzde bu fonksiyonu Polog Ovası’nın tam ortasından, Gostivar üzerinden geçen yol üstlenmiştir. (Şekil 3.1). Ancak kasaba bugün Şardağı eteklerine kurulmuş yerleşim birimlerini, birbirine bağlayan yol üzerindedir. Yerleşim biriminin yerel yol ağı uzunluğu 28 km.’dir [105] Kasabaya en yakın yerleşim merkezi, güney batıda bulunan Gostivar olup, Raptiştah’la arasında 5 km.’lik bir mesafe vardır. Kasaba Gostivar-Kalkandelen-Üsküp-Prizren yoluna 3 km. stabilize yol ile bağlanmıştır. Gostivar’dan güneye devam eden yol Kırçova’ya buradan da iki kola ayrılarak Ohrid ve Manastır (Bitola) yerleşim birimlerine ulaşmaktadır. Kasaba Kalkandelen’e (Tetova) 29, Skopje’ye (Üsküp) 72, Kırçova’ya 51, Ohrid’e 112 km. uzaklıktadır. Başkent Üsküp’e yolculuk iki saat kadar sürmektedir.
Gostivar- Kalkandelen -Başkent Üsküp arasında tren yolu bağlantısı bulunmakta, ancak tren yolu ulaşımı konfor sebebiyle çok fazla tercih edilmemektedir. Raptiştah Kasabası’nın hemen 3 km. doğusunda tren yolu geçmektedir. Burada bir tren istasyonu bulunmaktadır.
Kasabanın güneydoğusunda 5 km. yakınındaki en büyük yerleşim merkezi olan Gostivar’a sürekli ulaşımı sağlayan dolmuşlar vardır. Kalkandelen’e oldukça yakın ve Üsküp karayolu ile ulaşım iki saat mesafededir.
Kasabada ulaşım aracı olarak, otuz beş minibüs ve on iki ticari taksi bulunmaktadır. 10 tane at arabası da tarla, bağ ve bahçe işlerinde kullanılmaktadır (Fotoğraf 3.1).


Şekil 3. 1. Makedonya ulaşım haritası(Kaynak:Macedonia map http:www.google.com. ).
Ölçek: 1/1.200.000
Karayolu
Demiryolu

3.3.1. İstanbul-Gostivar Hattı


Balkan ülkelerinin Türkiye ile olan sosyal, kültürel, ekonomik, tarihi bağları nedeniyle yoğun sayılabilecek bir yolcu akışına sahiptir. Makedonya’nın Polog Ovası’nda Gostivar, Kalkandelen ve Raptiştah’ta her ailenin Türkiye de akrabaları bulunmaktadır. Başta İstanbul olmak üzere İzmir, Bursa gibi illerden Balkan ülkelerine seyahat gerçekleşmektedir. Eğitim, akraba ziyareti, alış-veriş gibi nedenlerle bu ülkelere yolculuk yapılmaktadır. Haftanın üç -dört günü olmak üzere İstanbul Esenler’den dört ulaşım firması, karşılıklı otobüs seferleri düzenlemektedir. Saat 18.00’de başlayan yolculuk sabah yedi sularında Üsküp’te noktalanmaktadır. Başkent Üsküp’ten sonra Kalkandelen Gostivar’a ulaşılmaktadır. Aynı zamanda bu hat Kosova-Prizren, Sancak, Karadağ, Bosna-Hersek ve Arnavutluk’a kadar ulaşmaktadır. Bu durum Polog Ovası, Balkanlar ile olan bağımızın ne denli canlı olduğunu göstermektedir.
THY’nin İstanbul-Üsküp seferleri olduğu gibi Makedonya hava yollarının da Üsküp-İstanbul uçak seferleri vardır. Ancak Polog Ovası’nda bulunan nüfus ekonomik sebeplerden dolayı daha çok kara yolunu kullanmaktadır.

3.4. Ticaret


Ticaret geniş anlamda aracılık yapmak, ekonomik değeri olan ürünlerin dağıtılması, bir ürünün bir yerden alınarak başka bir yere kar amaçlı taşınmasıdır. Eski zamanda kasaba, Polog Ovası’nda hayvansal ürünlerin arz edildiği ve Prizren yolunun geçtiği önemli bir merkez idi. Bugün ise bu fonksiyonu Gostivar üstlenmektedir. Kasabada küçük ölçekli atölyeler, tamirhaneler, bakkal, dükkân, terzihane, berber gibi ticari işyerleri bulunmaktadır (Fotoğraf 2.11, 2.12, 2.13).

Fotoğraf 3. 9 Kasabada dükkânlarında tercih edilen Türk gıda ürünlerinden bir görünüm.


Fotoğraf 3. 10. Makedonya’da tercih edilen Türk gıda markalarından bir görünüm.


Kasabanın ağaçları ticari anlamda işlenmemekte ancak Şar Dağları’ndaki kayın ve kestane ağaçları Polog Ovası’ndaki atölye ve fabrikalarda işlenerek kapı pencere gibi ahşap ürünler elde edilmektedir (Fotoğraf 2.51).
Kasabada pazar kurulmaması nedeniyle, halk pazar ihtiyacını karşılamak için salı günleri yakınlık sebebiyle Gostivar’da kurulan halk pazarına gitmektedir. Bununla birlikte Raptiştah Kasabası’nın kuzeyinde yer alan Negotin yerleşim biriminde de pazar günleri halk pazarı kurulmaktadır. Kasabada gurbetçiliğin yaygın olması nedeniyle, yaz aylarında ticari alış -veriş faaliyetleri artmakta, kış aylarında ise azalmaktadır.
Kasabada dışarıya yönelik bir imalat olmadığı için, ticari bir ürün pazarlanamamaktadır. Bununla birlikte kasaba nüfusu dışardan şeker, meyve, sebze, giyim eşyası, akaryakıt ve çeşitli ev aletleri almaktadırlar.

3.4.1. Türkiye ile olan Ticari faaliyetler


Kasaba bakkallarında Türk ürünleri bulunmaktadır (Fotoğraf 3.9, 3.10). Kasabaya yakın konumda bulunan Gostivar yerleşim merkezinde; tanınmış Türk mobilya markaları, gıda ürünleri ve halılar tercih edilmektedir. Gostivar ve Kalkandelen Polog Ovası’nda iki önemli ticari merkez konumundadır. Örneğin; halılar Gaziantep’ten getirilmektedir. Yine kasabada PVC kapı pencere işleri yapan atölye cam ihtiyacını İstanbul’dan karşılamaktadır.
Tablo 3 ( 1.) 1995-2002 yılları arası Makedonya-Türkiye ithalat-ihracat tablosu.
( kaynak: http://www.tika.com).

Makedonya-Türkiye arasında ticari faaliyetler de gelişerek devam etmektedir. 2000 yılında iki ülke arasındaki dış ticaret hacmi 118 milyon dolar seviyesinde gerçekleşmiştir. 2002 yılında ihracat ve ithalattaki artış, iki ülke arası dış ticaret hacmi 115 milyon dolara yükselmiştir. Türkiye’nin İhracatı ithalatından fazladır (Tablo 3.1).
Türkiye Makedonya’ya turunçgil, örme, mensucat, unlu mamuller, şeker mamulleri, ambalaj için torba ve çuval, halı, havlu, tampon, alüminyum çubuk ve profiller, televizyon alıcıları ve pamuklu dokumalar ihraç etmektedir.
Makedonya’dan işlenmiş çinko, koyun-kuzu ham derileri, çeşni, lezzet verici karışımlar, bütün halinde sığır derileri, pamuktan örme mensucat, işlenmemiş kurşun, baskılı devreler, ferro alyajlar, asilik monokarboksitler ve örme tüylü mensucat ithal edilmektedir

3.5. Çevre Sorunları


Türkiye’de ve tüm dünyada görülen çevre sorunları Polog Ovası’nda da gözlenmektedir (Fotoğraf 3.11, 3.12, 3.13). Bu ovanın verimli toprakları üzerinde hızlı bir yapılaşma vardır. Yakın gelecekte tedbir alınmazsa Batı Makedonya’daki bu önemli ovanın toprakları; Bursa Ovası ve Çukurova örneklerinde olduğu gibi, düzensiz yapılaşmaya ile amaç dışı kullanılacaktır.
İnsanın yeryüzünde görülmesiyle birlikte insan çevre ile sürekli etkileşim içinde olmuştur. Özellikle engebeli sahaların tarımsal faaliyete açılmasıyla birlikte erozyon da hızlanmıştır. 18. yüzyıldan sonra yaşanan Sanayi Devrimi ile çevre kirliği ayrı bir boyut kazanmıştır. Dünyanın nüfus artışına paralel olarak, insan faaliyetleri hızlanmış, doğal denge bozulmuştur[109].
Verimli düz sahlardaki topraklar üzerine yol yapılması sık karşılaşılan bir uygulamadır. Polog Ovası’nın verimli topraklarında kuzey-güney yönlü Gostivar-Kalkandelen-Üsküp asfalt yolu geçmektedir (Şekil 1, 2).
Fotoğraf 3. 11. Şardağı ormanlarının tahrip edilerek tarla, mesken yapıldığı alandan bir görünüm.

Kasabanın katı evsel atıkları gelişi güzel bir şekilde Raptiştah Deresi kenarına, verimli topraklar üzerine bırakılmaktadır (Fotoğraf 3.13). Şar Dağları’nda doğal bitki örtüsü tahribi ve düzensiz yapılaşma gözlenmektedir (Fotoğraf 3.11).
Yöre ormanları, kaçak kesim ve yangınların tehdidi altındadır. Raptiştah Ovası’nda ve Makedonya genelinde hasattan sonra kolay sürüm için yapılan tarla yakılması yaygın olarak gözlenmektedir (Fotoğraf 3.12).
Raptiştah halkı Şardağı üzerindeki ormanları yangınlara karşı korumak için gerekli duyarlılığı göstermektedir. Bu çevreci tutum Polog yöresinde az rastlanılan bir durumdur. Kasabanın kanalizasyon altyapısının olmaması, çöp hizmetlerinin yetersiz oluşu, çevre kirliliğine neden olmaktadır. Eskiden kullanılan su kuyuları, yeraltı suları bu nedenle kirlenmiştir.

Fotoğraf 3. 12. Makedonya genelinde sıklıkla görülen hasattan sonra tarla yakılmasından bir görünüm.



Şekil 3. 2. Gostivar hava kirlilik durumu (Kaynak: Makedonya Belediye Verileri ve İndikatörleri, 2004, Devlet İstatistik Kurumu, Drazaven Zavod Za Statistika, Üsküp).

Fotoğraf 3. 13. Raptiştah Deresi kenarına bırakılmış katı evsel atıklardan bir görünüm.
Bu alanda yapılan çalışmalar sırasında kullanılan çok sayıda pil, geri dönüşüm kutusu bulunamadığı için bir çevre duyarlılığı örneği olarak Türkiye’ye getirilip geri dönüşüm kutusuna bırakılmıştır. Yapılan mülakatlar sonucunda Vardar Nehri’nde yer yer toplu balık ölümleri olduğu bilgisine ulaşılmıştır.
Raptiştah Kasabası’nın da yer aldığı Polog Ovası’nda hava kirliliği ölçümlerinde değerlerin yüksekliği görülmektedir (Şekil 3.2). Polog Ovası’nın çukur çanak şekli hava sirkülâsyonun zayıflatması, kış mevsiminde görülen sıcaklık terselmeleri bu konuda etkili olmaktadır.




SONUÇLAR


Bu çalışma sırasında Makedonya’nın zengin tarihi ve doğal güzellikleri olduğu gözlenmiştir. Kasabanın batısında bulunan Şardağı’nın zengin doğal bitki örtüsü ve su kaynakları vardır. Ancak bu kaynaklar ekonomiye kazandırılamamıştır. Kasabada Osmanlı Devleti döneminde uzun süre görülen Türk kültürü günümüzde de yaşanmaya devam etmektedir. Polog Ovası’nda bu köklü kültürün toplumsal öğeleri kendini belli etmektedir. Türk kültürünün en önemli özelliklerinden biri olan konukseverlik kasaba ve Polog Ovası’nın değişik yerleşim birimlerinde görülmüştür.
Bu alan çalışması sonucunda Makedonya’da önemli sayılabilecek stratejik öneme sahip bir Türk nüfusunun olduğu saptanmıştır. Raptiştah Kasabası da önemli oranda Türk nüfusu barındıran yerleşim birimleri arasındadır.
Türk nüfusunun bu sahalarda inşaa ettikleri eserler dikkat çekmektedir. İnsan-çevre etkisiyle şekillenmiş bu yapılar oldukça azalmış, bunların yerlerini modern betonarme yapılar almıştır.
Yörede etnik milliyetçiliği referans alan düşünceler, oluşum ve faaliyetler olduğu ortaya çıkmıştır. Bu düşünceler temelde Türk nüfuzunun etkisini azaltmayı, yok etmeyi amaçlamaktadır. Bu çalışmaların nihai hedefi Türk nüfusunu, Türk kültürünü bu stratejik sahalardan atmak göçe zorlamaktır.
Kasabada tarımsal faaliyetler eski önemini yitirdiği görülse de ancak yakın gelecekte tekrar önem kazanacağı düşünülmektedir. Bu öngörünün gereği olarak Türk nüfusu geleceğe yönelik hazırlıklarını yapmalıdır.
Kasabada ve Polog Ovası’ndaki tüm etnik unsurlar Türkiye’ye güven duymaktadır. Türkçe oldukça geçerli bir dil konumundadır. Kasaba halkı Türkiye’ye duyduğu sevgiyi mesken ve işyerlerine astıkları bayraklarla göstermektedirler.
Balkan ülkeleri üzerine yapılmış bilimsel çalışmalar, coğrafi araştırmalar, çeviriler oldukça sınırlı düzeyde kaldığı saptanmıştır.
Kasaba nüfusu oldukça genç yaş ortalamasına sahip olduğu tespit edilmiştir. Bu durum beraberinde istihdam sorununu doğurmaktadır. Türk nüfusuna istihdam konusunda devlet dairelerinde çok az sayıda kadro verilmektedir. Ekonomik sebeplerle Kasabada bulunan Türk nüfus sürekli dışarıya göç etmektedir.



ÖNERİLER

Polog Ovası ve Şar Dağları oldukça zengin doğal kaynaklara sahiptir. Ancak bu doğal zenginliklerin ekonomiye katkıları sınırlı düzeydedir. Kasaba halkının ekonomik bakımdan sıkıntı içinde olduğu görülmüştür. Bu sorunların çözülmesi ve potansiyel kaynakların etkin kullanılabilmesi için sunulabilecek birçok somut öneri vardır.
Öncelikli olarak Polog Ovası’nı kapsayacak bir etüt çalışmasıyla doğal kaynaklar belirlenebilir. Yörede plansız yapılaşma, sanayi tesisi kurulması durdurulmalıdır. Kurulmuş olanlara da zamanla gerekli düzenlemeler yapılabilir. Raptiştah Kasabası’nın toprak analizleri yapılarak bu arazilere uygun alternatif gelir getiren ürünler denenebilir.
Bugün dünya genelinde, küresel ısınmanın da etkisiyle, kuraklık yaşanmaktadır. Kasaba çevresinde, Şar Dağları’nda ve Polog Ovası’nda bol su kaynakları bulunmaktadır. Aynı zamanda Şar Dağları yükseklerinde verimli otlak sahalar, bol su kaynakları her türlü hayvancılık ve turizm faaliyeti için önemli potansiyel taşımaktadır. Bugün İtalyan şirketleri bu sahalarda koyun besiciliği, hayvansal gıda üretimi yapmaktadır. Bu arazilerden elde edilen kaliteli ürünler, oldukça yakın olan Avrupa pazarına arz edilebilmektedir. Gelir getiren bu faaliyetlere gurbetçi kasaba halkı katılabilir. Bugün Şardağı düzlüğündeki yaylalık mevkiinde sadece iki koyun sürüsü bulunmaktadır. Oysa ki bu verimli otlak sahalar birçok aileye bir geçim kaynağı olabilecek potansiyele sahiptir.
Bölgedeki zengin flora ve bol su kaynakları arıcılık için yüksek potansiyel taşımaktadır. İnsanların geçimlerini sağlamak için ek iş yaptıkları bu sahalarda örneğin; Pojarane Meteoroloji İstasyonundaki Makedonya devlet görevlisinin sahip olduğu 25 fenni kovandan yüksek verim alınmakta, tüm modern arıcılık alet ve teknikleri kullanılmaktadır. Arıcılık birçok aileye iş imkânı sağlayabilir.
Yöre civarında gerekli maden arama tetkikler yapılabilir kasabanın kuzey çıkışındaki yol yapımı için mıcır, çakıl taşı elde edilen Gradişte taş ocağı modernleştirilerek kapasitesi arttırılabilir ve gelir getiren bir ocağa dönüştürülebilir.
Gostivar, Kalkandelen ile birlikte Polog Ovası’nın iki büyük kentini teşkil etmektedir. Raptiştah Kasabası ise yakın gelecekte bir sayfiye dinlenme alanı olabilecek konuma, doğal çekiciliklere sahiptir. Bol suların gözlendiği bu sahalarda doğal yapıyla uyumlu piknik mesire dinlenme yerleri yapılabilir. Raptiştah Deresi dâhil olmak üzere Şar Dağı’ndan inen irili ufaklı dereler üzerine balık çiftlikleri kurulup, Türkiye’de Akyazı’da olduğu gibi kasaba ekonomisine canlılık, aynı zamanda iş imkânı sağlanabilir.
Kasaba çevresinde, Şar Dağları’nda bulunan su kaynakları etüt edilerek kuraklığın yaşandığı deniz suyunun arıtılma projeleri yapıldığı bir ortamda, yakın sahalara su pazarlanarak gelir elde edilebilir. Örneğin; kasabanın kuzey çıkışındaki Topoşnisa kaynak suyunun debisinin yüksek olduğu görülmüştür. Aynı zamanda buradaki Roma dönemine ait kalıntıların bulunduğu sahada yarım kalan kazı tamamlanarak kasabanın turizmi canlandırılabilir.
Bölge market, bakkal dükkânlarında tanınmış Türk ürünlerine rastlanmaktadır. Ancak Türk ekonomisinin burada yapabileceği değişik ticaret sahaları olabilir. Örneğin plastik ambalaj sektöründe birkaç marka görülmektedir. Oldukça gelişmiş olan Türk Plastik, ambalaj sanayi burada pay sahibi olabilir.
Makedonya genelinde hasattan sonra tarlaların yakılmakta, bu nedenle orman yangınları çıkmaktadır. Bu yanlış uygulama önlenmelidir. Zira tarla yakma nedeniyle Makedonya’da yaygın olan meşelik sahalar zarar görmekte engebeli arazi nedeniyle erozyon şiddetlenmektedir. Ayrıca orman yangınları için gerekli tedbirler alınmalıdır. Şar Dağları’nın orman etüdü yapılarak modern anlamda ormancılığa geçilebilir. Bölgede yapılan bilimsel çalışmalarda yıllık sıcaklık ortalamalarının yükseldiği, kuraklık risklerinin olabileceği öngörülmektedir. Yangınlarda zarar gören orman sahalarına ve tahrip edilmiş sahalarda gerekli ağaçlandırmalar yapılabilir.
Kasabanın imar planı yeniden ele alınmalı bahçe içlerine gelişi güzel ev inşaası durdurularak, uygun sahlarda çocuk parkı, oyun alanı inşaası yapılabilir. Raptiştah ana caddesi genişletilerek trafik ışıklandırılması yapılabilir. Kasabanın kanalizasyon alt yapısı gurbetçilerin katkılarıyla tamamlanabilir. Örneğin Yeni Cami’nin tefrişi büyük miktarda maliyet getirmiştir. Böyle durumlarda öncelik sırasına dikkat edilerek halk sağlığına öncelik verilebilir.
Gençlerin rahatlıkla araştırma yapabilecekleri modern bir kütüphane kurularak kitap okunması teşvik edilebilir. Gostivar’da Atatürk’ün adının verildiği bir kütüphane yapılarak Türkçe eserler sağlanabilir. Bu kütüphane Türkiye Devleti tarafından yapılabileceği gibi özel teşebbüste gerçekleştirebilir. Böylece Türkçe daha canlı sağlam bir konuma kavuşabilir. Yöre gençliğinin sigara, uyuşturucu, alkol gibi zararlı alışkanlıklardan korunması için gerekli tedbirler alınıp, tanıtım broşürleri düzenlenebilir.
Literatür taramalarında özelikle Türkler başlığı adı altında Makedonya Türkleri, Bulgaristan Türkleri gibi ifadeler kullanılmaktadır. Hatta Makedonya Türklüğü, Sırbistan Türklüğü gibi adlar taşıyan kitaplar yayınlanmaktadır. Oysa Türk milleti yekvücut bir millet olduğu gibi Türk tarihi de bir bütündür. Bu ifadeler sanki farklı farklı bölük pörçük ayrı milletlerden bahsedildiği izlenimi yaratmaktadır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ifade ettiği anayasamıza da girmiş olan kendini Türk hisseden Türk bilen Türk’tür ifadesi, anavatan Türkiye dışında yaşayan Türklere ne denli ilgilendirdiği önemli bir gerçektir. Değişik alanlarda ikamet eden Türklerle ilgili yazı makale ve çalışmalarda Ahıska Türkleri yerine Ahıskalı Türkler, Kosova Türkleri yerine Kosova’da yaşayan Türk nüfusu ya da Kosovalı Türkler ibaresini kullanmak daha isabetli olabilir.
Polog Ovası ve Raptiştah Kasabası Türkiye ile yakından kültürel ekonomik ilişki içersinde ancak bu durumunu daha güçlenmesi somut adımlarla pekişmesi için Bayrampaşa Belediyesi’nin yaptığı gibi kardeş belediye uygulaması, kardeş okul uygulaması yapılabilir.
Bölge ile ilgili daha geniş alanda Türk dünyası ile ilgili literatür taramalarında coğrafi verilerin, kaynakların az olduğunu görülmüştür. Bununla birlikte Rumeli Türkleri Kültür Derneği ve Vakfı gibi modern toplumsal kuruluşlar bulunmaktadır. Bu derneğin Kütüphanesi gibi diğer derneklerde de kütüphaneler kurabilir. Yine önemli sayıda Bosnalı göçmenin iskân olunduğu Pendik’te oldukça modern imkânlara sahip Bosna Sancak Kültür Yardımlaşma Derneği ve diğerleri işlevsel hale getirilebilir. Özelikle bu dernekler yardımıyla temel bilgiler tercüme edilerek Türk dünyası ile iletişim kurulabilir. Böylece Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bize öğütlediği ulusal kültürün gelişimine katkı yapan kitap çevirme, Türkiye’nin, Türk dünyası ile olan bilgi bağı güçlendirilebilir.
Başkent Üsküp’te bulunan tarihi eserler bakım, tamir ve restorasyona ihtiyacı vardır. Anadolu Türkmen Yörüklerinin inşaa ettikleri bu eserlerin tanıtım yazılarında Türkçe kullanılabilir.
Balkan ülkeleri arası ilişkilerde istikrarsızlıklar sürekli görülen olağan bir durumdur. Böyle bir durum Türk nüfusu için riskler doğurmakta, en çok da Türk nüfusa zarar vermektedir. Devletlerarası yaşanan anlaşmazlıklar, istikrarsızlıklar etnik arındırmalara, göçlere ve yıkıma neden olmaktadır. Bugün Balkanlarda Sırbistan’ın dâhil olmadığı tüm etnik unsurların katılımı olmadan bir barış ortamının sağlanması mümkün görünmemektedir. İşte bu noktada Türkiye Devleti’nin Balkanlar’daki tüm milletlere yol gösterebilir, liderlik yapabilir, cumhuriyet kazanımlarımızın bir gereği, aynı zamanda tarihi bir misyonu gerçekleştirebilir. Bugün Makedonya’daki Türk siyasetçilerin sürekli azalan, ancak stratejik öneme sahip bu nüfusun ülkeleri ile kaynaşması haklarının korunması konusunda gerekli gayreti, duyarlılığı göstermeleri tavsiye edilebilir.
Polog Ovasında Türkiye Devleti eğitim faaliyetlerine katkıda bulunabilir, Türk öğretmenler gönderebilir, maddi konuda destek olabilir. Ayrıca bu sahada Üniversite açığı vardır. Kasabaya en yakın üniversite Kalkandelen’de bulunan Amerika destekli bir kurumdur. Polog Ovası başta olmak üzere Kosova Arnavutluk gibi Balkan ülkelerinden Türkiye’ye Üniversite eğitimi almak için gelmektedirler. Bugün burada Devletin Türkiye Devletinin kuracağı ya da destekleyeceği bir üniversite büyük rağbet görebilir, gelir elde edebilir. Makedonya’da bulunan Osmanlı Devleti zamanından kalma tarihi yapılar onarımı daha da hızlandırılabilir. Bu eserlerin tanıtım yazılarına Türkçe eklenebilir. Makedonya ve burada bulunan Türk nüfusa medyada daha geniş yer verilebilir. Böylece Türkiye Türkleri ile kültürel bağlar güçlendirilebilir. Raptiştah Kasabası gibi Türk kültürünün görüldüğü, Türkçe’nin yaygın olarak kullanıldığı sahalarda bu bölgeden öğrencilere burs verilebildiği gibi Yüksek öğrenim kurumu bu öğrencilere kontenjan verebilir.
Balkanlarda Arnavutlar büyük Arnavutluk ideali kurdukları gibi Makedonlarında Büyük Makedonya ideali içersinde oldukları gözlenmektedir. Diğer önemli bir aktör Sırbistan’ı da bu konuya dahil etmek gerekmektedir. Bugün görünürde yakalanan istikrar ortamı her an bozulma riski taşımaktadır. Bu milliyetçi oluşumlar küresel emperyalist güçlerin etkisiyle Türk nüfusuna zarar verebilir. Bu duruma karşı Türkiye’nin hazırlıklı olması gerekmektedir. Yani Balkanlardaki ulusların milliyetçilik hisleri emperyalist güçlerin etkisiyle Türk nüfusuna karşı harekete geçme ihtimali yüksek görünmektedir. Ayrıca bu sahlarda bulunan Türklere karşıda etnik milliyetçilik faaliyetleri yürütülmektedir.
Türkiye Devleti bu sahalarda tüm bilim dallarında araştırmayı destekleyebilir, teşvik edebilir. Türk dış politikasının Gazi Mustafa Kemal’in manifestosu ile yürütülmesi başarının ilk şartı olup tüm ilişkilerde bilimsel bir yaklaşım aranmalıdır.
Üsküp, Saraybosna, Prizren, gibi tarihi yerleşim birimlerinin şehir coğrafyaları çalışılabilir, bu konu Türk coğrafyacılarına düşen bir görev gibi düşünülebilir.



BİBLİYOGRAFYA


ADEM, Hakan, Aylık Dergi sayı 4,Millennium Basım, Gostivar, s.34-35, 2002
AĞANOĞLU, Yıldırım, Balkanlar ve Göç, İstanbul, Kum saati yayınları, 2001
AHMET, Ardel, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayınları, Türk Dünyasının El Kitabı, Ankara, 1992
ASIM, Salih Bey, Üsküp ve Civarı, İstanbul, Rumeli Vakfı Araştırmaları Merkezi Yayınları, s.32-56, 2004
ATALAY, İbrahim, Türkiye’nin Vejetasyon Coğrafyası, Ege Üniversitesi Basımevi, Bornova, 1994
ATALAY, İbrahim, Genel Fiziki Coğrafya, İzmir, Ege Üniversitesi Basımevi, 1998, s.346
BALKAN PAZAR, http://www.balkanpzar.com
BAYHAN, Şakir, Sırpça Sözlük, Ankara, Devran Matbaacılık, s.527, 2004
BEKİR, Erol- VRAYNKO Senat, Katologizacija Vo Publikacija Narodna Üniverzitetska Biblioteka Sveti Kliment Ohridski, Tarih Boyunca Vrapçişte, Raptiştah, Skopje, 2003
CLIMATE CHANGE SCENARİOS FOR MACEDONIA, http://www.unfccc.org.mk/ - 29k (10 Eylül 2007)
ÇANDAR, Cengiz, Yeni Türkiye Türk Dünyası Özel Sayısı, Ankara Yeni Türkiye Medya Hizmetleri, s.1937–1939, 1997
DOĞANAY, Hayati, Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları, Türkiye Beşeri Coğrafyası, İstanbul, 1997
DOĞANAY, Hayati, Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları, Coğrafyada Metodoloji Genel ve Özel Öğretim Metotları, 1993
ERER, Sermet, Coğrafi Ekolojide Çevre Sorunları Bozulma Aşamaları, İstanbul, İ.Ü. Edebiyat Fakültesi yayınları, Üniversite Yayın no:3709,s.65, 1992
EROL Oğuz, Gazi Büro Kitapevi, Genel klimatoloji, 1993
GÖNEY, Süha, Siyasi Coğrafya, İstanbul Ünv. Yayınları, İstanbul, 1979
GÖZENÇ, Selami, Çantay Kitapevi, Avrupa Ülkeler Coğrafyası, 1988
GRANITOID FORMATIONS İN THE REPUBLIC OF MACEDONIA, http://www.geologicacarpathica.sk ( 15 Eylül 2007 )
GÜNGÖRDÜ Ersin, Kaknüs yayınları, Türkiye’nin Beşeri Ekonomik Coğrafyası, Ankara, 2006
GÜNAL, Nurten, Çantay Kitapevi, Türkiye’de Başlıca Ağaç Türlerinin Coğrafi Yayılışları, Ekolojik ve Floristik Özellikleri, İstanbul, 1997
GÜNEL, Kamil, Çantay Kitapevi, Coğrafyanın Siyasal Gücü, İstanbul, 1997
HAMZAOĞLU, Yusuf, Balkan Türklüğü, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara, 2001
İLHAN, Suat, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Jeopolitik Duyarlılık, Ankara,1989
İZBIRAK, Reşat, Milli Eğitim Yayınları, Coğrafya Terimleri Sözlüğü, İstanbul, 1986
İZDAVAÇ; prosvetno delo Skopje izrabotka i geokarta d.o.o beograd, 2006. god
KAFESOĞLU, İbrahim, Türk Dünyası El Kitabı, Cilt 1, Ankara, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü yayınları, no:121,s.105, 1992
KAHRAMANYOL, Mustafa, Şenoğlu basım, Makedonya Türk Müslüman Toplumlarını Günlük Hayatı ve Gelenekleri, Ankara, 2003
KIŞLALAIOĞLU, Mine-BERKES Fikret, Remzi Kitap evi, Çevre ve Ekoloji, 1990
KORÇA, Mücahit, Türkçe Makedonca sözlük, İstanbul, Özal Matbaası, s. 407, 1997,
KURTKAN, Amiran, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Yayınları, Balkanlarda Türk Kültürü, 1986
MAKEDONYA BELEDİYE VERİLERİ VE İNDİKATÖRLERİ, Devlet İstatistik Kurumu, Drazaven Zavod Za Statistika, Üsküp, 2004
MAKEDONYA TÜRKLERİ, http://www.makturk.com
MATER, Barış, Çantay Kitapevi, Toprak Coğrafyası, İstanbul, 1998
OSMANLI ARŞİVİ DAİRE BAŞKANLIĞI, Osmanlı Yönetiminde Makedonya, İstanbul, 2005
ÖZAV Lütfi, Afyon Kocatepe Yayınevi, Sivaslı İlçesinin Coğrafi Etüdü, Afyon, 2001
ÖZERDİM, Sami, Atatürkçü Düşünce Derneği Yayını, Atatürkçünün El Kitabı, Ankara, 1996 s.135
ÖZER, Mustafa, Üsküp’te XIV.-XIX. Yüzyıl Türk Mimarisi, Ankara, Türk Tarih Kurumu Yayınları, VI. Dizi - Sayı 65, s.12–14, 2006
ÖZGÜÇ Nazmiye, İstanbul Üniversitesi Basımevi, Beşeri Coğrafyada Veri Toplama ve Değerlendirme Yöntemleri, İstanbul, 1994
ÖZGÜÇ, Nazmiye, Çantay Kitapevi, Turizm Coğrafyası, İstanbul, 1998
POPOSKİ, Vlado-PANOV, Mitko, Makedonya Cumhuriyeti Belediyeleri Skopje, 1996
REPUBLIC OF MACEDONIA , Ministry of foreign affairs http://www.mfa.gov.mk/default1.aspx?ItemID=288 - 23k (14 Eylül 2007)
ROY, Olivier, Metis Yayınları, Yeni Orta Asya Ya Da Ulusların İmal Ediliş, Ankara, 2000
SOILS OF THE REPUBLIC OF MACEDONIA: Present Situation and Future Prospects, http:// www.SoilsoftheRepublicofMacedonia: Present Situation and Future

ŞAHİN, İbrahim Ş. Basılmamış Yüksek Lisan Tezi, Çadırkaya İlçesinin Beşeri ve Ekonomik Etüdü, 1996
Ş.ÇERBİNİN, V.G.Türkçe Okunuşlu Rusça Sözlük, Multilingual yayınları, İstanbul, 2000
TOLUN-DENKER, Bedriye, İstanbul Üniversitesi Yayınları, Yerleşme Coğrafyası Kır Yerleşmeleri, İstanbul, 1977
TRİFUNOVSKİ, Yovan, Antrepo Geografska Sırpski Etnografski Zbornik Kniga, Polog, Belgrat, 1976
TUFAN Muzaffer; Yugoslavya’da Bir Türk Köyü Monografisi, Türk Kültürü Dergisi, Ankara, Yıl XXVI/, 1988
TUFAN, Muzaffer, Öncü limitet-Semih Ofset, Yeni Türkiye Türk Dünyası Özel Sayısı 2, Ankara, 1997
ÜNAL, Hasan, Yeni Türkiye Türk Dış Politikası, Ankara Yeni Türkiye Medya Hizmetleri, s.272-281, 1995
VRAPÇİŞTE, http://www.vrapciste.com
YENİ BALKAN, http://www.yenibalkan.com
YİĞİT, Ali, Ceren Ofset Matbaacılık, Türk Ülkeleri ve Türklerin Yaşadıkları Bölgelerin Coğrafyası, 2000


ÖZGEÇMİŞ
1974 yılında Kırşehir’in Çiçekdağı İlçesinin Kaleevciköyü’nde çiftçi bir ailenin çocuğu olarak doğan Aydın BEDİR, ilkokulu aynı köyde, ortaokulu Boğazevci köyünde tamamladı. 1993 yılında Ankara Abidinpaşa Teknik Lisesini bitirdi. Aynı yıl üniversite sınavlarına katılan Bedir, Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Coğrafya bölümüne kayıt yaptırdı. 1997 yılında bu bölümden mezun oldu. 2000 yılında Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Türk Dünyası Coğrafyası Anabilim Dalı’nda yüksek lisansa başladı. 1997 yılından beri İstanbul’da öğretmenliğe devam etmektedir. Selami Gözenç, Avrupa Ülkeler Coğrafyası, Çantay Kitapevi, 1995, İstanbul, s. 121tbaacılık, 2000, Elazığ, s.153-15458

Granitoid Formations in the Republic of Macedonia, http:/www.geologicacarpathica.sk (1 5 eylül 2007)
[13] Biodiversity Strategy and Action Plan of the Republic of Macedonia,
[14] Makedonya Belediye Verileri ve İndikatörleri, Üsküp, 2004, Devlet İstatistik Kurumu, Drazaven Zavod Za Statistika
Republic of Macedonia, Ministry of foreign affairs http://www.mfa.gov.mk/default1.aspx?ItemID=288 -23k(14 Eylül 2007)limate change scenarios for Macedonia, http://www.unfccc.org.mk/ - 29k (10 Eylül 2007)://www.moe.gov.mk (14 Eylül 2007).

f The Republic of Macedonia, http://www.moe.gov.mk ( 10 Eylül 2007)
[24] Barış Mater, Toprak Coğrafyası, İstanbul, Çantay Kitapevi, 1998, s.1
[25] Soils of the Republica of Macedonia:Present Situation and Future Prospects, http: // www.SoilsofRepublicofMacedonia. mk: Presnt situation and future (20 Eylül 2007)

www.moe.gov.mk/CHM/bsap.pdf (15 Eylül 2007)
[28] İbrahim Atalay, Genel Fiziki Coğrafya, İzmir, Ege Üniversitesi Basımevi,1998, s.346

erileri ve İndikatörleri, Devlet İstatistik Kurumu, 2004, Drazaven Zavod Za Statistika, Üsküp
[32] Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı, Osmanlı Yönetiminde Makedonya, İstanbul, T.C. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Yayını no; 74, 2005, s.577

Sözlük, Ankara, Devran Matbaacılık, 2004, s.527
[36] Salih Asım Bey, Üsküp ve Civarı, İstanbul, Rumeli Vakfı Araştırmaları Yayınları, 2004, s.32-56
[37] Vraynko, Karabatak, a.g.e, s.1.g.e, s.2597

ri ve İndikatörleri, Devlet İstatistik Kurumu, 2004, Drazaven Zavod Za Statistika, Üsküp

Atatürkçünün El Kitabı, Ankara, Atatürkçü Düşünce Derneği Yayını,1996, s.135
[62] Makedonya Belediye Verileri ve İndikatörleri, Devlet İstatistik Kurumu, 2004, Drazaven Zavod Za Statistika, Üsküp

[64] Trifunovski, a.g.e, s.255 ski, a.g.e, s.258
70 Muzaffer Tufan, Yugoslavya’da Bir Türk Köyü Monografisi, Ankara, Türk Kültürü Dergisi, 1998, XXVI. Sayı, s.1
[71] Mustafa Kahramanyol, Balkanlarda Türk Kültürü, Ankara, Şenoğlu Basım, 2003,s.116–120 edilişi, Ankara, Metis yayınları, 2000, s.220-2

nZavod Za Statistika, Üsküp k, a.g.e, s.2
Coğrafyası Kır Yerleşmeleri, İstanbul, İstanbul Üniversitesi Coğrafya Enstitüsü Yayınları,1997, s.105
Türk Mimarisi, Ankara, Türk Tarih Kurumu Yayınları, VI. Dizi - Sayı 65 2006, s.12-14 törleri, Devlet İstatistik Kurumu, 2004, Drazaven Zavod Za Statistika, Üskü

http://www.tika.com. (19 Eylül 2007)unuşlu Rusça Sözlük, İstanbul, Multilingual yayınları, 2000, s.280

İstatistik Kurumu, Drazaven Zavod Za Statistika, Üsküp

http://www.tika.com (21 Eylül 2007)
[109] Mine Kışlalıoğlu, Fikret Berkes, Çevre ve Ekoloji, İstanbul, Remzi Kitapevi Evrim Matbaacılık, 1993, s.150

Son DüzenlenmeCumartesi, 01 Kasım 2014 10:20
Telif Hakkı 2005-2015 © Vrapciste.COM. Vrapçiştenin Resmi Web Sitesi!